Moskova, adını duyan hemen herkesin ilgi duyduğu şehirdir. Napolyon’nun, “Eğer Kiev’i alırsam Rusya’nın ayaklarını, eğer St. Petersburg’u alırsam başını ama, Moskova’yı alırsam kalbini fethetmiş olurum” dediği söylenir.

Uygun bir tarihte uygun bir tur bulunca hiç düşünmeden Rusya gezisine katıldım. Rusya her zaman görmek istediğim bir yerdi. Hele Leningrad ve Moskova’yı görmek, sosyalizme ilgi duyan herkesin hayali idi. Moskova sadece Rusya’nın değil sosyalizmin de anavatanı ve kalbi idi.

Moskova’yı biz Türkler için özel yapan diğer bir neden de; Nazım Hikmet’in mezarının burada olmasıdır. Görevliler çoğu zaman Türkiye’den gelenleri tanıyor ve bilet istemedikleri gibi doğruca Nazım’ın mezarının yerini de tarif ediyor. Gişedeki bayan da bana tarif etti.

Herkesin aksine, ben, Nazım Hikmet’in vasiyetindeki gibi bir çınarın altında eşi Vera ile birlikte yatıyor olmasından mutlu olduğunu düşünüyorum. Uğruna binbir acı çektiği, hapis yattığı ve ölümü göze aldığı düşüncelerinin gerçekleştiği (eleştirileri ne olursa olsun) topraklarda sevdiği kadınla koyun koyuna yatmak her babayiğidin vazgeçilmez arzusu olsa gerek.

“Yoldaşlar, nasip olmazsa görmek o günü,
ölürsem kurtuluştan önce yani, alıp götürün
Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni.”

Vasiyetinde de belirttiği gibi, Anadolu’nun bir köy mezarlığında yatar gibi yatıyor Nazım Hikmet, Novodeviçi’de. Bu nedenle, kurtuluşa kadar orada kalmasından yanayım.

Novodeviçi (Genç Kızlar) Mezarlığı Rusya’nın başkenti Moskova’daki bir mezarlıktır. Turistik alanlardan, 16. yy’dan kalma Novodeviçi Manastırı’nın yanındadır. 16’ıncı yüzyıldan kalma aynı adı taşıyan manastırın bitişiğinde bulunan mezarlık, 1898’de açılmış.

Ülkenin en önemli mezarlığı burası. Ve siyasetten sanata, tüm ünlü isimlerin mezarı da burada. Yakılıp külleri duvarlardaki vazolara konulanlar dahil, 27 bin kişinin mezarı bulunmaktadır. Mezarlık 11 parsel olarak planlanmış ve 75 bin metrekare büyüklüğündedir.

Her mezar taşının orijinal bir heykel, bir sanat eseri olduğu bu mezarlıkta kimler yok ki?
Anton Çehov’dan Sergei Eisenstein’e, Mikhail Bulgakov’dan Nikolay Gogol’e, Nikita Kruşçev’den Vladimir Mayakovski’ye, Sergey Prokofiev’den Dmitri Şostakoviç’e kadar, yüzlerce ünlü yan yana yatıyor bu müze mezarlıkta…

Paris’teki Pere Lachaise’yi çağrıştırmaktadır. Novodeviçi sadece bir mezarlığın adı değil. Yanı başındaki tarihi manastırda en az kendisi kadar ünlü, 2004’ten bu yana UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ndedir. Novodeviçi dünyanın biletle gezilen sayılı mezarlıklarından biridir.

Olur da yolunuz düşerse Moskava’ya, Novodeviçi’ye uğrayıp Nazım’a selam söyleyin.

Düşüncelerinizi yazın, merak ettiklerinizi sorun.

Yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı buraya giriniz.