İstanbul Tarihi: Sultanahmet Cami

Sultanahmet’i Yeniden Gezmek

İstanbul’da yaşayan kişiler, “nasıl olsa elimizin altında, her zaman görme imkânımız var” diyerek şehrin en önemli mekânlarını göz ardı ederek maalesef İstanbullu olmaya ihanet ediyorlar. Eğer İstanbul’da yaşıyorsanız bir harita alıp önünüze koymalısınız. Bunun yanında diğer şehirlerden veya dünyanın çok farklı yerlerinden gelen turistler için ilk akla gelen tarihi mekân Sultanahmet Camii ve çevresindeki yapılardır.

İstanbul Tarihi’nin Başladığı Yer

İstanbul’u gezmeye, şehrin tarihinin başladığı ve tarihi yarımada diye anılan bu özel mekândan başlayabilirsiniz. Sultan I. Ahmet’in Sedefkâr Mehmed Ağa’ya yaptırdığı cami mekân olarak özellikle Ayasofya’nın karşısına konumlandırılmıştır. İnşaatı 1617 tarihinde tamamlanan cami aynı zamanda Osmanlı’nın her anlamdaki zirveye çıktığı klasik döneminin son büyük yapıtı olarak görülür. Mimari olarak Süleymaniye Camii’nin gerisinde kalmış olduğu söylense de büyüleyici atmosferi ve çinileriyle size hoş bir ziyafet sunmaktadır. Buraya defalarca gitmiş olsanız bile tekrar giderek daha dikkatli bir gözle izlemelisiniz. Her ayrıntıdan alınacak ayrı bir lezzet bulacaksınız.

Bugün caminin bulunduğu yerde daha önce Bizans sarayı bulunmaktadır. Caminin ön kısmında geniş bir alan ve dikili taşlar göreceksiniz. Bu bölüm Bizans döneminde at yarışlarının, bazen ölümle sonuçlanan mücadelelerin binlerce kişi tarafından izlendiği bir hipodromu ihtiva etmiştir. Burada göreceğiniz üç sütun ise bu hipodromun ortasına konumlandırılmış, etrafında arabaların döndüğü eserlerden bugüne kalanlardır. Bu dikili taşların tarihini öğrenmek bile size büyük bir haz yaşatmakta. Örneğin 390 yılında Mısır’dan getirilerek diktirilen dikili taşın üzerinde Mısır hiyerogliflerini göreceksiniz. Milattan önce 1550 yılında Mısır kralının Mezopotamya seferinin anısına diktirdiği taşın üzerinde firavunun çeşitli görünümleri yer almakta.

Ayasofya Camii

Ayasofya Cami, İstanbul

Birçok tarihin üst üste bindiği ve dünya üzerinde benzerine ender rastlanan bu özel alanda görülmesi gereken bir başka mekân tabii ki Ayasofya Müzesi. Ayasofya, kabaca aya ve sofya kelimelerinden oluşuyor ve kutsal bilgelik anlamına geliyor. İmparator Justinyen tarafından 537 yılında yaptırılmıştır. Bu bölgede daha önce de birçok kilisenin yapıldığını ve isyan gibi toplumsal olaylar sonucu yıkıldığını bilmelisiniz. Günümüze ulaşan hali olan Justinyen’in Ayasofya’sı, dışarıdan bakıldığında Sultanahmet’e göre daha sade bir yapıda gözükmektedir. Fakat yapıldığı dönem için ne kadar devasa bir boyuta ve büyüleyici bir etkiye sahip olduğunu hayal edebiliriz. Asıl güzelliğini daha çok içinde saklamaktadır. Fetihten sonra camiye dönüştürülen yapı Cumhuriyet döneminden beri ziyaretçilerine müze olarak hizmet vermektedir. Birçok Bizans eseri gibi Osmanlı mimarlarına ilham vermiş olan yapı, içerisine girdiğinizde büyüklüğüyle ve görselliğiyle sizi büyülüyor. Burayı gezerken mutlaka Ayasofya’nın etrafında şekillenmiş olan efsanelerini de dinlemelisiniz. Mesela eserin kuzeybatı tarafında bulunan bir sütunda, içine parmağınızı sokabileceğiniz büyüklükte nemli bir oyuk vardır. İnsanlar bunun tedavi edici özelliklere sahip olduğuna inanmaktadır.

Daha Fazla Okuyun: İstanbul’da Yapılacak En Güzel Aktiviteler

Sultanahmet ve çevresi, dünyada en çok merak edilen ve ziyaret edilen turistik mekânlardan. Çok duyulduğu için kıymeti az diye düşünmemelisiniz. Hiç görmediyseniz mutlaka görmek, daha önce gördüyseniz de farklı bir gözle tekrar deneyimlemek size her zaman eşsiz duygular yaşatacak ve tarihini öğrendikçe kendisiyle daha özel bir bağ kurmanızı sağlayacaktır.

Değerlendirme
İstanbul Tarihi'nin Başladığı Yer: Tarihi Yarımada
Türkiye'nin gezi rehberi Hadigez.com'da gezilecek yerler ve gezi yazılarını okuyun, ilham alın. Detaylı gezi rehberleri ile tatilinizi ucuza planlayın!

Düşüncelerinizi yazın, merak ettiklerinizi sorun...

Yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı buraya giriniz.