Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra Mardin’e ulaşıyoruz. Yorgunuz, karnımız aç, iyi bir banyo ve güzel bir uykuya ihtiyacımız var. Otobüsten iner inmez, daha önceden ayarladığım eski ve ünlü bir Mardin konağına doğru yol alıyoruz. Konak internet sitesinde ve arama motorlarındaki fiyatından epey aşağı bir ücrete rezervasyon yaptırmıştım. Üstelik kahvaltı dahil. Mardin Öğretmenevi ücreti yani. Daha sonraki günlerde tanıştığımız insanlardan konaklama ücretlerini öğrenince bizim epey ucuza kaldığımızı öğrenmiş olduk. Hep telefonla konuştuğumuz ama tanışamadığımız konak sahibi Hasan beye buradan teşekkür ediyoruz.

Mardin Gezi Notları

Odamıza yerleşip ve rutin işleri yaptıktan sonra kendimizi sokağa bırakıyoruz. Mardin sokakları ışıl ışıl, her yer aydınlatılmış. Sokakların ve binaların aydınlatılması şehre inanılmaz bir güzellik katmış. Eski Mardin’in mecburiyet caddesini bir uçtan bir uça yürüyoruz. Şehir canlı, kalabalık ve cıvıl cıvıl neşeli görünüyor. Uzun ve yorucu yolculuğun kasvetini üzerimizden atıp şehrin kalabalığının içine karışıyoruz. Vakit geç olduğundan dolayı hafif bir şeyler yeyip açlığımızı bastırıyoruz. Yemekten sonra göz alıcı şarap dükkanlarından birine uğruyoruz.

Uyumadan önce birer bardak Süryani şarabından içmek istiyoruz. Bir şişe şarap alıp kalacağımız konağa doğru yürüyoruz.

Yol arkadaşım ve dostum olan hocamla birlikte günün kısa bir değerlendirmesini yapıyoruz. Sınır kapısında yaşadığımız olayların canımızı sıktığı konusunda anlaşıyoruz. Türkiye’nin bütün sınır kapılarından karayolu ile geçiş yaptığım için, bütün kapılarda karşılaştığım davranışların insan onuruna aykırı olduğunu yaşayarak biliyordum.

Odaya varıyoruz, şarabın şişesini bitirip, yatıyoruz. Sabah erkenden kalkıyor, konağın terasında Mezopotamya’ya bakarak kahvaltımızı yapıyoruz. Konak görevlisi kadınlar kahvaltı için ellerinden geleni yapıyorlar. Kahvaltı sonrası kahvemizi içip, kendimizi Eski Mardin sokaklarına bırakıyoruz.

Mardin’i iki bölümde ele almak gerekir. Gezilip görülecek yerlerin olduğu, kalenin eteğindeki Eski Tarihi Mardin ve aşağıdaki düzlük alandaki yeni şehir. Yeni şehirde gezip görülecek herhangi bir şey bulunmuyor. Yazımızın bundan sonraki kısmında Mardin derken, Eski Tarihi Mardin’i kastediyor olacağım.

Mardin, tarihi, mimari, etnik, arkeolojik ve görsel değerler açısından çok zengin bir şehir. Şehirde Kürtler, Hristiyan Süryaniler, Sünni Araplar, Türkler, Yezidiler ve Ermeniler yaşıyor. Zaman içinde yaşanan kimi olumsuzluklardan Yezidi ve Süryani nüfusu göç sebebiyle azalmıştır.

Mardin’de görülmesi gereken yerlerin hepsi yürüme mesafesindedir. Şehirde ulaşım taksi, belediye otobüsleri ve dolmuşlarla sağlanıyor. Şehirde görülmesi gereken yerler birbirine yakın olduğu için, yürümeyi de seviyorsanız herhangi bir ulaşım aracı kullanmanız gerekmiyor. Mardin çevresindeki yerleri (Deyrulzafaran Manastırı, Dara Antik Kenti, Mor Gabriel Manastırı, Beyaz Su Vadisi ve Midyat’ı) görmeniz için araç kiralamanız veya bir tur şirketine ihtiyacınız var.

Daha Fazla Okuyun: Kültür ve Lezzetin Başkenti: Gaziantep

Mardin Gezilecek Yerler

Mardin Müzesi

Mardin Müzesi, önce Eski Süryani Katolik Patrikhanesi olan yapı günümüzde müze olarak hizmet veriyor. Müzede Eski Tunç Çağı’ndan Osmanlı dönemine ait eserler sergileniyor. Bina oldukça etkileyici görünüyor.

Sabancı Şehir Müzesi

Önceleri Süvari Kışlası ve Vergi Dairesi olarak hizmet verirken, Sabancı Vakfı tarafından satın alınarak müze yapılıyor. Bizim şehirde olduğumuz günlerde, Çinli sanatçı Ai Weiwei’nin ilginç eserleri sergileniyordu.

Oldukça etkileyici ve sıra dışı sergiyi görmek, bizim için hoş bir güzellik oluyor. Geçmişten günümüze insanın yaşadığı sorunları sanatın güzelliği içinde çarpıcı biçimde sunuyor sanatçı.

Mardin Kalesi

Şehre hakim konumdaki kalenin tarihi 10. yüzyıla dayanıyor. Kale askeri bölge olduğundan ziyaret edilemiyor. Kalede bulunan Amerikan radarının faal olarak kullanıldığı söyleniyor.

Ulu Camii

Artuklu Dönemi’ne ait olan yapının etkileyici bir mimari ve manzarası bulunuyor. Özellikle akşam üzeri güzelliği görülmeye değer.

Kasımiye Medresesi

Düzgün kesme taştan yapılmış Artuklu Dönemi’ne aittir. Medresenin bir bölümü kapalı, açık kısmı da mescit olarak kullanılıyor. Bu tarihi yapıya gerekli özenin gösterilmediği her halinden belli oluyor. Bu ve benzeri tarihi yapıların daha özenli kullanılmasına gerekli özenin gösterilmesi gerekir diye düşünüyorum.

Zinciriye Medresesi

Medresenin tarihi 1385’e dayanıyor. Oldukça etkileyici bir yapı. Bu tarihi yapının anahtarı 12-13 yaşlarında bir çocuğa verilmiş. Bu çocuk açıp kapatıyor. Biz ziyarete gittiğimizde, anahtarı evde unuttuğunu söyleyip daha sonra gelmemizi söylüyor. Yanımızda arkadaşını telefonla arayıp evde unuttuğu anahtarı getirmesini söylüyor (“Lan turistler geldi kapı kapalı” diyor), ancak arkadaşı gelmeyi kabul etmiyor.

Mardin Çarşıları

Şehrin tarihi dokusu içinde özelliklerini kaybetmiş, küçük büyük birçok çarşı ve han var. Bunların büyük bir kısmında hediyelik eşyalar satılıyor.

Eski Mardin Evleri

Şehrin hemen her sokağında görmeniz mümkün. Evler birbirinin üzerine binmiş görünmesine rağmen, hiç biri diğerinin önünü kapatmıyor. Evler en az iki katlı.

İlk gün epey yürüyerek görülebilecek her yeri görüyoruz. Bir sokaktan diğerine, bir yapıdan öbürüne dolaşıyoruz. Gördüğümüz her güzellikten keyif alırken, merkezi ve yerel yönetimlerin kente ilgisizliği canımızı sıkıyor. Gördüklerimiz, yerel halkla yaptığımız konuşmalar, tanık olduklarımız sonucu Mardin’in sahipsiz olduğu duygusu benliğimize yansıyor. Daha önceki yıllarda iki defa geldiğim şehirden bu sefer keyif alamıyorum. Şehrin benliğini saran bir özensizlik hakim. Oysa Mardinli sıcak, samimi, sevecen, yardımsever ve konuşkan. Şehirde açıklayamadığım(!) bir uyumsuzluk var gibi.

İkinci gün Mardin’in çevresini görmek gerekiyor. Şehir içindeki bir tur firmasıyla, günübirlik tur için konuşuyoruz. Genelde tur şirketleriyle gezmeyi sevmiyoruz. Özel nedenlerimizden dolayı bu ilkemizi bir kenara bırakıyoruz. Konuştuğumuz paket turda Deyrulzafaran Manastırı, Dara Antik Kenti, Mor Gabriel Manastırı, Beyaz Su Vadisi, Hasankeyf ve Midyat var.

Konuştuğumuz gibi sabah saat 08.30’da gezi grubuna katılıyoruz. Grupta 4 erkek ve 12 kadın var. Grup neşeli, eğlenceli ve konuşkan idi. Bütün gezi boyunca gırgır ve şamata hiç susmadı. Rehberimiz Arap asıllı bir Mardinli. Gezi boyunca Mardin ve çevresi hakkında oldukça doyurucu bilgiler veriyor. Mardin’in tarihi geçmişi, etnik yapısı ve sosyal yaşamına oldukça ayrıntılı bilgileri çeşitli fıkralar ve anekdotlarla zenginleştiriyor.

Önce Deyrulzafaran Manastırı’na varıyor ve sırasıyla diğerlerine gidiyoruz.

Deyrulzafaran Manastırı

Mardin merkeze oldukça yakın konumda bulunuyor. 4. yüzyıl’dan kalma manastırın içinde 52 Süryani patriğinin mezarı var. Manastır Süryaniler için en önemli dini merkezlerden biri. Manastır rehber eşliğinde gezilebiliyor. Giriş ücretli. Manastırın içinde hediyelik eşyaların alınabileceği bir dükkan ve kafeterya bulunuyor.

Dara Antik Kenti

Mezopotamya’nın en önemli kentlerinden biridir. Dara Antik Kenti Dara Köyü’nün yanında ve üstünde kurulmuş. Antik kentin % 5’i gün ışığına çıkarılmış.

Kaya içine oyulmuş yapılardan oluşan kentte, kaya mezarları, kilise, saray, zindan ve çarşı gibi önemli yapıların kalıntılarını görmek mümkün.

Antik kentin en etkileyici kalıntısı bir köy evinin altında bulunan zindan. Köyün tümüyle boşaltılma çalışmaları devam ediyor. Antik kentin % 5’i bile bu kadar etkileyici iken tamamının ortaya çıkarıldığında ki manzarasını hayal edilemez.

Mor Gabriel Manastırı

Midyat’ın 18 km doğusunda bulunuyor. Diğer adı Deyrulumur. Manastırın tarihi 4. yüzyıl’a dayanıyor. Süryanilerin en önemli dini merkezlerinden biri. Bina yüksek bir tepede etrafına hakim bir konumda bulunuyor.

Beyaz Su Vadisi

Beyaz Su Vadisi, Nusaybin ile Midyat’ı birbirine bağlayan kara yolunun üzerinde bulunuyor. Beyaz Su Vadisi, Mardin’in kurak ve ağaçsız coğrafyasında, serin suyu, ağaçlar ve yeşilliği ile çölde vaha gibi duruyor.

Çevrede yemek yiyebileceğiniz birçok restoran var. Buz gibi sularına ayaklarınızı sokup dinlenebilirsiniz.

Hasankeyf

Batman’a bağlı ortasından Dicle Nehri’nin geçtiği tarihi bir ilçe idi. İnsanlık tarihinin en eski yerleşim yerlerinden biri. On bin yıllık bir geçmişe sahip. Şehirde görülebilecek birçok tarihi yapı mevcut idi.

Önceki yıllarda burayı ziyaret edenler bu tarihin içinde dolaşırken, şimdi seyir tepesinden bakılıyor. İlçede dozerler ve ağır iş makinaları çalışıyor. Tarihi şehrin içine girmek mümkün değil. Hasankeyf yok olmaya başlamış ve kısa bir sürede sonra da yok olacak gibi. Bu kadim şehir bir Ilısu Barajı uğruna yok ediliyor.

Bu ülkede doğal, tarihi ve  kültürel  güzellikler hoyrat, kaba ve cahil bir güruh tarafından yok ediliyor. Yok edilenleri ya da talan olan olanları saymakla bitiremeyiz. Bunun en son örneği Hasankeyf. Yolunuz düşerse, seyir tepesinden bir tarihi Hasankeyf’e  bir de yeni kurulan Hasankeyf’e bakın. Kararı sizin.

Midyat

Mardin gibi tarihi eskilere dayanıyor. Birbirinde güzel taş işçiliği eserleri, tarihi yapıları ve dar sokaklarıyla gezmesi keyifli bir şehir. Telkari ve yöreye özgü Süryani şarap dükkanları ziyaret edilmeli.

Turumuz yaklaşık 14 saat sürmüş. Gezimizin sonunda, gecenin karanlığında Mardin’e dönüyoruz. Mardin ışıl ışıl görünüyor, tıpkı güzel ve narin bir kadının boynundaki gerdanlık gibi. Bu şehrin gündüzü ve gecesi ayrı ayrı güzel. Umuyorum ve diliyorum ki, geleceği de güzel olur.

Gecenin sonunda herkesle vedalaşıp, otele doğru yol alıyoruz. Geceyi Süryani şarabı içmeden bitirmek olmaz. Güzel bir şarapla uykuya dalıyoruz.

Mardin’den sonraki durağımız mücadeleci, direngen ve inatçı yapısıyla Mezopotamya’nın incisi Diyarbakır.

Diyarbakır’da görüşmek üzere…

Değerlendirme
Zamanın Durduğu Kent: Mardin Gezilecek Yerler
Önceki İçerikIrak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin Başkenti: Erbil Gezi Notları
Sonraki İçerikEge’nin Uysal Kızı: Urla
11.12.1963 Küçük Yapalak Köyü Elbistan, Kahramanmaraş’ta dünyaya geldi. İlkokulu Eskişehir, Ortaokulu Adana, Liseyi İstanbul’da bitirdi. Hacettepe Üniversitesi Sosyal ve İdari Bilimler Fakültesi Sosyal Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bölümüne 1982 yılında girdi ve 1986 yılında bitirdi. 1988 yılında Sivas ve Patnos’da (Ağrı) askerlik görevini kısa dönem olarak yaptı. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü ve Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sosyoloji Bölümlerinde Yüksek Lisans Bölümlerine devam etti. Ocak 1989 yılında Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nda (Şimdiki adı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı) Sosyal Hizmet Uzmanı olarak Sivas, Gaziantep, Ankara, Batman, Kilis ve Aydın’da çalıştı. Gaziantep Çocuk Yuvası ve Gaziantep Yetiştirme Yurdu’nda Müdür olarak görev yaptı. Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (daha sonra SES ile birleşti.) kurucularındandır. Haziran 2014 ve Mayıs 2015 tarihleri arasında Aydın Efeler Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü olarak görev yaptı ve Mart 2016 tarihinde emekli oldu. Şiirleri Fransız Postası, Alleben, Sanat ve Hayat, Bizim Dergi, Sosyal Hizmet, Sosyal Hizmet Sen. ve Gerçek Sanat gibi yurt içi-yurt dışında ve “yersiz yurtsuz” ve “süje” İnternet dijital dergilerinde yayımlandı. Evli. 1 kız ve 1 erkek ikiz çocukları bulunmakta. Bugüne kadar; 23 ülke, 72 şehir dolaştı. Ülkemizde ise 81 ilin 70’ine gitti. Aydın Denge Gazetesi’nde gezi yazıları yayımlandı. Halen Gaziantep Sabah Gazetesi’nde haftada iki gün ve www.hadigez.com İnternet sitesinde gezi yazıları yayımlanmaktadır. Veli Yalçın’ın yayımlanmış kitapları: * Kuşlar Su İçti Dilinden (Şiir, Favori Yayınları 2017) * Gezdim Gördüm Yazdım (Gezi Notları, Favori Yayınları 2018)

Düşüncelerinizi yazın, merak ettiklerinizi sorun...

Yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı buraya giriniz.