Datça Gezilecek Yerler: Mesudiye Koyu

Havalar ısındı mı, kışın mahmurluğu yerini harekete bırakır. Baharın gelişiyle birlikte insanlarda doğa gibi kabuk değiştirmeye başlar. Yerinde duramaz, sürekli hareket etmek ister ve bu dönemde yer değiştirme isteği önüne geçilmez bir istek halini alır. Arkadaşlar, dostlar ve aile arasında hep konuşulur ya, bu tatilde nereye gidelim diye.

Eski Datça Sokağı

Edebiyatla haşır neşir olanlarsa, okumayı sevenlerse gezi planlarını yaparken bir şiir dizesinden ya da bir kitap adından yararlanmayı severler. Tıpkı Orhan Pamuk’un “Kar” romanının Kars’a ilgiyi artırdığı gibi ya da “Mekanım Datça Olsun” deyip, ömrünün son yıllarını geçirdiği Datça’ya yerleşen Can Yücel’in

“Ne harika yer burası
Nereden buldun bu Datça’yı?”
Elimle koymuş gibi buldum.”

dizelerini okuyunca yıllar önce gittiğim Datça’yı yeniden görme isteğim depreşti. Evin salonunda otururken eşim ve çocuklara “Yarın Datça’ya gidelim mi?” dedim. Kimse şaşırmadı, her zamanki gibi alışık oldukları bir teklifti. Aylar öncesinden plan yaptığım gibi “hadi gidiyoruz” deyip yola çıktığımızda çok oluyordu. Önerime karşı çıkan olmadığına göre ertesi gün yola çıkıyoruz.

Knidos Koyu

Datça yemeyi sevenlere göre bal, badem ve zeytin diyarı, deniz tutkunlarına göre bük cenneti, edebiyatseverlere göre Can Yücel’in ömrünün son yıllarını yaşadığı yer veya coğrafyacılara göre de Ege ile Akdeniz’in kucaklaştığı yerdi. Aslına bakarsanız birini diğerinden ayırmak imkansız. Datça hepsinin toplamını içinde barındıran cennet, biri olmadan diğerinin eksik kaldığı tanımlanması yersiz olmaz sanırım. Roma döneminde yaşamış ünlü tarihçi, coğrafyacı, filozof ve gezgin Strabon’a göre, “Tanrı yarattığı kulunun uzun ömürlü olmasını isterse, Datça Yarımadası’na bırakırmış” der.

Datça'nın Simgesi: Badem

Daha Fazla Okuyun: Eski Doğanbey Köyü, Söke

Havanın aydınlanmaya başlamasıyla birlikte uyanıyorum. Ev halkını yavaş yavaş uyandırıyorum. Günlük rutin işlerden sonra güneş doğmadan yola çıkıyoruz. Sabahın serinliği yüzümüze vuruyor. Sokaklar sessiz ve sakin, başıboş dolaşan köpeklerin dışında kimse yok. Hafta sonu olması nedeniyle insanlar uyuyor. İnsana huzur veren bir sakinlik var havada. Tıpkı Orhan Veli’nin “Beni bu güzel havalar mahvetti” şiirinde dediği gibi, bu güzel havada bizi yoldan çıkardı.

Knidos Koyu

Yaşadığım şehirden, Aydın’dan Datça 200 km yaklaşık 2,5-3 saat uzaklıkta yer alıyor. Biz Aydın, Çine, Yatağan, Muğla, Ula, Marmaris güzergahını kullanarak Datça’ya ulaştık. Bu yolu tercih edecekseniz, Muğla–Gökova-Akyaka arasındaki Sakartepe Geçidi’ne dikkat etmek gerekir. Bu yolun zahmetine karşılık, Gökova Akyaka’nın manzarasına Sakartepe Seyir Terası’ndan seyretmek unutulmaz bir güzellik olarak aklınızda kalacak. Seyir terası günün her saati bu güzelliği görmek isteyenlerle dolup taşıyor. Yolunuz düşerse bu güzelliği atlamayın, seyir terasında küçük bir mola verin. Bizde öyle yaptık.

Seyir Terasından Marmaris Manzarası

Datça, Ege ile Akdeniz’in buluştuğu noktada yer alan, doğal güzelliği ve tarihsel zenginliği eşsiz güzellikte olan Muğla’nın bir ilçesi. Datça’nın bademi, balı, zeytini, narenciyesi ve bükleriyle* meşhur.

Datça Gezilecek Yerler

Can Yücel ve Eski Datça

Can Yücel'in Evi

Datça’ya doğru giderken, önümüze Eski Datça çıkıyor. Eski Datça girişinde “Orhan’ın Kahvesi”nde yorgunluk çayımızı içiyoruz.

Orhan'ın Yeri, Eski Datça

Burası aynı zamanda Can Yücel’in mekanı imiş. Ustanın bitiremediği, ölmeden önce yarım bıraktığı Evin Şarabı kahvenin bir köşesinde duruyor. Kahvenin duvarlarında Can Yücel’in şiirleri ve resimleri duruyor.

Can Yücel'in Yarım Kalan Şarabı

Kahveden ayrılıktan sonra ustanın evine gidiyoruz. Can Yücel’in yaşadığı ev müze değil, içeri girip görmek mümkün değil. Her yıl 12 Ağustos’ta düzenlenen Can Yücel’i anma etkinliklerinde ziyarete açılıyormuş. Evinin bulunduğu sokak şairin adını taşıyor, Can Yücel Sokağı.

Can Yücel'in Mezarı

Datça’ya gidilince mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri. Eski Datça, aslına sadık kalınarak restore edilmiş küçük taş evlerin, Arnavut kaldırımlı dar sokakların bulunduğu, sokaklarında hediyelik eşya, kafe, restoran ve sanat atölyelerinin bulunduğu, insanların yardımsever ve samimi olduğu yer.

Kızlan Yel Değirmenleri

Kızlan Yel Değirmenleri

Datça’ya 10 km kala karşımıza çıkacak değirmenlerden sağa sapıyoruz. Arabayı park ediyoruz. Köyün girişindeki değirmenlerden biri Datça Kaymakamlığı’na diğeri özel mülke ait. Kaymakamlığa ait olan değirmen kapalı. Diğerinin kapısını çalıyoruz. Kapıyı 78 yaşında, emekli Albay Ali Avsever açıyor. Değirmenin kendisine ait oluğunu ifade ediyor. Oldukça güzel bir bahçe içinde, fidan yetiştiriyor. Ali Bey yaptığı çalışmaları ve yapacaklarını heyecanla anlattı, restore edilen değirmeni ve bahçeyi gezdirdi.

Ali Avsever, Datça

Diğer dört değirmen harap halde kaderini bekliyor. Değirmenler 1924 Nüfus Mübadelesi ile Yunanistan’a gönderilen Rumlar’dan kalmış.

Daha Fazla Okuyun: Mübadele Yıllarında Terk Edilmiş Bir Rum Köyü: Sazak

Reşadiye

Reşadiye Konak

Datça’nın ilk kurulduğu yer. Adını Sultan Reşat’tan aldığı söyleniyor. Köy, tarihi dokusunun korunması için SİT alanı olarak ilan edilmiş. Köyün Çınarlı Meydanı’nda bulunan Mehmet Ali Konağı kapladığı alan, bahçenin güzelliği ve mimari yapısıyla görülmeli. Konak kapalı olduğundan dolayı içini gezmek mümkün değil. İlçe merkezine 3 km mesafede.

Datça

Datça Koy

İlçe merkezinin en canlı yat limanı. Liman çevresinde cadde ve sokaklar renkli ve görülmeye değer. İlçe merkezinde yer alan ve bir dönem ilçenin simgesi olan fok balığı Badem’in heykeli var. Amfi tiyatrodan şehri seyredebilir ve denize girebilirsiniz.

Mesudiye

Mesudiye Koyu

Datça merkeze 18 km mesafede. Mesudiye, sessiz, sakin ve doğayla baş başa kalmak isteyenlerin tercih ettiği yer. Datça’nın en turistik yerlerinden.

Mesudiye Koyu

Palamutbükü

Palamut Bükü

Datça merkeze 25 km mesafede. Gürültüden uzak, sessiz, sakin, tertemiz deniz ve plajı, yeşilin ve mavinin birleştiği doğa harikası bir yer. Kızılbük, Hayıtbükü, Ovabükü ve Palamutbükü birbirlerini tamamlıyor.

Knidos Antik Kenti

Knidos Antik Kenti

Antik kentin geçmişi M.Ö. 2000 yıllara kadar dayanır. İlk yerli halkı Karyalılar. Kent en parlak dönemini Dorlar döneminde yaşamış. Knidos’ta Lidya, Pers, Bizans ve Roma uygarlıkları hüküm sürmüş. Antik kent döneminin önemli bir ticaret, sanat ve kültür merkezi. Antik kent Datça Yarımadası’nın en uç noktasında yer alır.

Uluslararası Knidos Kültür ve Sanat Akademisi, Yaka Köy

Knidos Antik Kenti’ne giderken Yaka Köy’ün içine geçilirken heykellerle dolu bahçe görürsünüz. Uluslararası Knidos Kültür ve Sanat Akademisi (UKKSA), sanatçı Nevzat Metin’in çabalarıyla oluşturulmuş. Nevzat Metin eski okul binasını restore ederek sanatçıların ve sanatseverlerin hizmetine sunmuş. Oldukça büyük ve yemyeşil bahçesi içindeki dünyanın bir çok ülkesinden gelen heykel, resim ve seramik sanatçılarını ağırlamakta. Ayrıca akademi, heykel, resim, seramik çalışmaları, sergileri, sanat kampları, atölye çalışmaları, kütüphane, kafe, konaklama, restoran ve kütüphanesiyle Güzel Sanatlar Üniversitesi işlevi görmekte. Yolunuz düşerse gezin, akademi görevlisi Emine Hanım’dan ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.

Eski Datça Sokağı

Anlatmakla bitecek gibi değil Datça, deniz, doğa ve tarih. Şehirlerin gürültüsünden uzak sessiz ve sakin, yeşilin ve mavinin içi içe geçtiği yer. Datça ve siz birbirinizi anlayacaksınız. Tadını çıkarın.

Eski Datça

Tıpkı Can Yücel’in dediği gibi

En uzak mesafe ne Afrika’dır
Ne Çin
Ne Hindistan
Ne seyyareler
Ne de yıldızlar geceleri ışıldayan
En uzak mesafe, iki kafa arasındaki mesafedir
Birbirini anlamayan.

* Bük, (Türk Dil Kurumu’na göre) Ova ve dere kıyılarındaki çalı ve diken topluluğu.

Değerlendirme
Akdeniz ve Ege'nin Kucaklaştığı Cennet: Datça
Önceki İçerikAvrupa Rüyası’nın Kuzey Avrupa Turu ile Viking Diyarını Keşfet!
Sonraki İçerikEkvador Gezi Rehberi
11.12.1963 Küçük Yapalak Köyü Elbistan, Kahramanmaraş’ta dünyaya geldi. İlkokulu Eskişehir, Ortaokulu Adana, Liseyi İstanbul’da bitirdi. Hacettepe Üniversitesi Sosyal ve İdari Bilimler Fakültesi Sosyal Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bölümüne 1982 yılında girdi ve 1986 yılında bitirdi. 1988 yılında Sivas ve Patnos’da (Ağrı) askerlik görevini kısa dönem olarak yaptı. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü ve Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sosyoloji Bölümlerinde Yüksek Lisans Bölümlerine devam etti. Ocak 1989 yılında Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nda (Şimdiki adı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı) Sosyal Hizmet Uzmanı olarak Sivas, Gaziantep, Ankara, Batman, Kilis ve Aydın’da çalıştı. Gaziantep Çocuk Yuvası ve Gaziantep Yetiştirme Yurdu’nda Müdür olarak görev yaptı. Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (daha sonra SES ile birleşti.) kurucularındandır. Haziran 2014 ve Mayıs 2015 tarihleri arasında Aydın Efeler Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü olarak görev yaptı ve Mart 2016 tarihinde emekli oldu. Şiirleri Fransız Postası, Alleben, Sanat ve Hayat, Bizim Dergi, Sosyal Hizmet, Sosyal Hizmet Sen. ve Gerçek Sanat gibi yurt içi-yurt dışında ve “yersizyurtsuz” ve “süje” İnternet dijital dergilerinde yayımlandı. Evli. 1 kız ve 1 erkek ikiz çocukları bulunmakta. Bugüne kadar; 23 ülke, 72 şehir dolaştı. Ülkemizde ise 81 ilin 70’ine gitti. Aydın Denge Gazetesi’nde gezi yazıları yayımlandı. Halen Gaziantep Sabah Gazetesi’nde haftada iki gün ve www.havaneli.com İnternet sitesinde gezi yazıları yayımlanmaktadır. Veli Yalçın’ın yayımlanmış kitapları: * Kuşlar Su İçti Dilinden (Şiir, Favori Yayınları 2017) * Gezdim Gördüm Yazdım (Gezi Notları, Favori Yayınları 2018)

Düşüncelerinizi yazın, merak ettiklerinizi sorun...

Yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı buraya giriniz.