“Orda bir köy var, uzakta
O köy bizim köyümüz.
Gitmesek te, gelmesek te
O köy, bizim köyümüz.” (*)

İlkokul yıllarımızda ezberler dururduk bu şiiri. Şimdi ezberletiliyor mu, bilmiyorum. Durup dururken, bu şiir nereden geldi aklına demeyin sakın. Yıllar önce Sivas’ta görev yaparken, bazı caddelerde Sait Halim Paşa’nın olduğu söylenen bir söz yer alırdı; “Gidemediğin Yer Senin Değildir.” Sahi, gitmesek te, gelmesek te, orası bizim mi ya da gidemediğimiz yer bizim değil mi?

Oysa gidip görmediğin, sokaklarında dolaşamadığın, insanlarını tanımadığın, acılarına ve sevincine ortak olmadığın en azından sesine ses katmadığın hiçbir yer senin değildir.

Salda Gölü’nden sonra Burdur’a doğru yoldayız. Şehirde konaklayacağımız yere varıyoruz. Otel merkezde. Odaya yerleşip, elimizi yüzümüzü yıkadıktan sonra lobiye iniyoruz.

Gelmeden önce yaptığım okumalarda, Burdur’dan “Lavanta Kokulu Köy” olarak bilinen Isparta’nın Keçiborlu ilçesinin Kuyucak Köyü arasındaki mesafenin 30 km olduğu. Bilgiyi teyit etmek için otelin lobisindeki görevliye soruyorum. Görevlinin köy ve aradaki mesafe ile ilgili herhangi bir bilgisi yok. Yaptığım okumalara güvenerek, eşim ve iki çocuğumla birlikte yola çıkıyoruz. Meteorolojinin hava tahminlerinin aksine gökyüzü güneşli, hava sıcak ve yol çok iyi. Keçiborlu’ya uğramadan Senir Kasabası’ndan yola devam ediyoruz. Kasabada gözümüze çarpan en belirgin şey, kadın ve genç kızların yoğun bir şekilde motosiklet kullanımı oluyor. Oldukça güzel kullanıyorlar. Çok da hoşumuza gidiyor.

“Lavanta Kokulu Köy” olarak bilinen Kuyucak Köyü, Isparta’nın Keçiborlu ilçesine bağlı, 300 nüfuslu bir köy. Anadolu’nun onlarca köylerinden herhangi biri gibi değil. Bu köy tezek değil, lavanta kokuyor. Evet yanlış okumadınız lavanta kokuyor. Köy bir baştan bir başa rengarenk çiçek bahçesi gibi. Köyde her şey lavanta ile ilgili. Sokak kenarları, evlerin bahçeleri, kafeler, dondurmalar, sabunlar, hediyelik eşya dükkanları vb. gibi.

Lavanta en çok 1 metre boyunda, gövdesi dört köşeli, grimsi yeşil renkli, ince uzun ve hoş kokulu yaprakları var. Temmuz-Ağustos aylarında henüz tomurcuk halinde iken saplarıyla birlikte toplanır.

Toplanan çiçekler, demet halinde bağlanarak gölge bir yere asılarak kurutulur. Kurutulan çiçekler saplarından ufalanarak ayrılır. Lavanta ilaç sanayinden kozmetiğe, gıdadan parfümeriye kadar birçok alanda (çayı, balı, yağı, sabunu ve kurusu) kullanılıyor.

Lavanta sulanmayan, kıraç ve eğimli arazi yapısına uygun bir bitki özelliğini taşıyor.
Kuyucak, Isparta şehir merkezine 50 km mesafede; Torosların eteğinde yüksek bir tepeye kurulmuş, lavanta tarımı yapılan güzel bir Anadolu köyü. Bölgede Kuyucak Köyü dışında Kuşçular ve Çukurören köylerinde de lavanta yetiştiriliyor. Kuşçular ve Çukurören Kuyucak ile komşu köyler.

Lavanta bölgeye ilk olarak 1975’de Gül Ticareti yapan Zeki Konur tarafından Fransa’nın Provence bölgesinden getiriliyor. İlk önce 30 aileye 15’er kök şeklinde dağıtılarak üretimine başlanıyor. Lavanta önceleri tarlalarının kenarlarında ve evlerin bahçelerine süs bitkisi olarak kullanılmaya başlanmış ve 90’lı yıllardan sonra ticari olarak üretimi yapılıyor. Ülkemizdeki lavanta üretiminin yüzde 90’ından fazlası bu bölgede karşılanıyor.

Kuyucak Köyü, sokakları, kerpiç evleri ve en önemlisi lavanta üretimiyle görenlerin dikkatini çekiyor. Köy bu tarım sayesinde, diğer köylerin sorunu olan köyden kente göçü tersine çeviriyor. Köyde on yedi kadın bir araya gelerek, ‘Lavanta Kokulu Köy Kadın Girişimciler Kooperatifi’ kuruyor.

2015 yılından itibaren “Lavanta Kokulu Köy” olarak bilinen Kuyucak Köyü internet ve sosyal medyada oldukça popüler ve tur şirketlerinin gözdesi. Fotoğraf tutkunları için vazgeçilmez bir yer. Bölgeye her yıl yüzlerce yerli ve yabancı turist geliyor.

“Orda bir yol var, uzakta,
O yol bizim yolumuzdur.
Dönmesek de, varmasak da
O yol bizim yolumuzdur.” (*)

O köy de, o yol da, o dünya da bizim. “Lavanta Kokulu Köy Kuyucak” sizi bekliyor.

(*) Ahmet Kutsi Tecer “Orda Bir Köy Var Uzakta” şiirinden.

Değerlendirme
Önceki İçerikSalda Gölü : Türkiye’nin Maldivleri
Sonraki İçerikZamanın Ötesindeki Şehir: Burdur
11.12.1963 Küçük Yapalak Köyü Elbistan, Kahramanmaraş’ta dünyaya geldi. İlkokulu Eskişehir, Ortaokulu Adana, Liseyi İstanbul’da bitirdi. Hacettepe Üniversitesi Sosyal ve İdari Bilimler Fakültesi Sosyal Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bölümüne 1982 yılında girdi ve 1986 yılında bitirdi. 1988 yılında Sivas ve Patnos’da (Ağrı) askerlik görevini kısa dönem olarak yaptı. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü ve Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sosyoloji Bölümlerinde Yüksek Lisans Bölümlerine devam etti. Ocak 1989 yılında Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nda (Şimdiki adı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı) Sosyal Hizmet Uzmanı olarak Sivas, Gaziantep, Ankara, Batman, Kilis ve Aydın’da çalıştı. Gaziantep Çocuk Yuvası ve Gaziantep Yetiştirme Yurdu’nda Müdür olarak görev yaptı. Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (daha sonra SES ile birleşti.) kurucularındandır. Haziran 2014 ve Mayıs 2015 tarihleri arasında Aydın Efeler Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü olarak görev yaptı ve Mart 2016 tarihinde emekli oldu. Şiirleri Fransız Postası, Alleben, Sanat ve Hayat, Bizim Dergi, Sosyal Hizmet, Sosyal Hizmet Sen. ve Gerçek Sanat gibi yurt içi-yurt dışında ve “yersizyurtsuz” ve “süje” İnternet dijital dergilerinde yayımlandı. Evli. 1 kız ve 1 erkek ikiz çocukları bulunmakta. Bugüne kadar; 23 ülke, 72 şehir dolaştı. Ülkemizde ise 81 ilin 70’ine gitti. Aydın Denge Gazetesi’nde gezi yazıları yayımlandı. Halen Gaziantep Sabah Gazetesi’nde haftada iki gün ve www.havaneli.com İnternet sitesinde gezi yazıları yayımlanmaktadır. Veli Yalçın’ın yayımlanmış kitapları: * Kuşlar Su İçti Dilinden (Şiir, Favori Yayınları 2017) * Gezdim Gördüm Yazdım (Gezi Notları, Favori Yayınları 2018)

Düşüncelerinizi yazın, merak ettiklerinizi sorun...

Yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı buraya giriniz.