İtiraf etmeliyim ki, özellikle Priştine için öyle yüksek beklentilerim yoktu. Balkanlar seyahatim öncesi yaptığım araştırmalarda çoğu Priştine gezi notlarında pek fazla gezilecek yerin ve yapılacak şeylerin olmadığını okumuştum. Bu nedenle Priştine’ye yalnızca 1 günümü ayırmayı düşünmüştüm. Nitekim Üsküp’ten Priştine’ye geldiğimde öğlen üzeriydi ve günün yarısı gitmişti. Günün diğer yarısı ve ertesi günün tamamını Kosova’nın başkenti Priştine’ye ayırmayı uygun gördüm. 1,5 gün burası için yeterli olacaktı. Bakalım gerçekten de 1,5 gün Priştine için yeterli bir süre midir yazımın devamında buna siz karar verin.

Eğer Balkanlar gezinizde Kosova’ya gitmeyi düşünürseniz kuvvetle muhtemel Makedonya’nın başkenti Üsküp’ten geçiyor olacaksınız. Peki, Üsküp’ten Priştine’ye nasıl gidilir? Bu sorunun cevabını ise aşağıdaki yazımda detaylı olarak bilgisini verdim.

Karadağ’dan da Kosova’ya geçilebiliyor. Başkent Podgorica’dan hareket eden otobüslerle yaklaşık 6 saat süren bir yolculuk sonrası Priştine’ye gelebiliyorsunuz.

Priştine, kısa bir Üsküp ziyaretimden sonra, bana Balkan ülkelerinin tipik farklılıkları konusunda büyüleyici bir fikir vermişti. Kosova’nın nasıl bir ülke olduğunu keşfetmeyi merak ediyordum. Şimdiye kadar Kosova’yı yalnızca savaş ve göç ile ilişkilendirmiştim, ancak başta Kosova olmak üzere Balkanlar’ı neden gezmeniz gerektiğine dair pek çok nedenin olduğu kanısına varmıştım. Balkanlar’ı gezmek için sizlere en az 20 neden sıralayacağım. Elbette bu 20 nedeni sonraki yazılarımda sizlerle paylaşacağım.

Tüm bu düşünce paradoksumdan sonra Kosova’nın Doğu Avrupa’da gizli bir mücevher olduğunu fark etmem Priştine ve Prizren’i gezip, görüp deneyimledikten sonra değişmişti.

Tabii ki, her Balkan ülkesinin sosyal ve kültürel yapıları çok farklıdır. Bosna ve Kosova’nın yerlileri ile yaptığım konuşmadan anlayabildiğim kadarıyla, Bosna ile Kosova arasındaki temel fark din farklılıklarıydı. Müslüman ve Ortodoks farklılığı. Ancak Kosova’nın Prizren şehrinde çok sayıda Müslüman ailelerin olduğu da bir gerçek.

Kosovalılar iki ayrı topluluğa ayrılıyor: Kosova’da yaşayan Arnavutlar Hristiyan ve Ortodoks olabilirken, Arnavutça konuşan Kosova yerlileri ise Müslüman olduğuydu.

Kosova’nın çarpıcı doğası, etkileyici tarihi, cömert ve politik olarak bilinçli insanları hakkındaki deneyimlerimi açıklamak için kelimelerim muhtemelen yeterli olmayacaktır. Bunu ayrıca bir makalede ele almam gerekecek. Fakat konumuz tarih veya sosyoloji olmadığı için sizi odak noktamız olan gezi notları ile baş başa bırakacağım.

Priştine’de kaldığım 1,5 gün boyunca neler yaptım, nereleri gezdim hakkında ayrıntıları ve Kosova seyahatinizi planlamak için tüm pratik bilgileri paylaşmadan önce, Kosova’yı ziyaret etmeden önce bilmeniz gereken bazı genel bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum…

Kosova Hakkında Genel Bilgiler

Coğrafi Durumu: Kosova, orta Balkan Yarımadası’nda karayla çevrili bir ülke. Balkanlarda stratejik konumu, orta ve güney Avrupa, Adriyatik Denizi ve Karadeniz’e bağlantıda olan önemli bir kavşak.

Dil: Kosova’da insanlar Arnavutça ve Sırpça konuşuyor. Bölgesel dilleri ise Boşnakça, Türkçe, Gorani ve Romani’dir. İngilizce de yaygın olarak konuşulan diller arasında.

Para Birimi: Kosova’da yerel para birimi Euro’dur.

Kosova nerede?
Kosova Haritası

Güvenlik: Kosova’ya seyahat etmek ve ülke içerisinde gezmek güvenlidir. Ayrıca yalnız seyahat eden kadınlar için de güvenli bir ülkedir.

Tarih: Kosova Savaşı sırasında olanları okuyun. Ülkeyi, kültürel ve tarihi bir arka plan bilgisi olmadan gezmeniz bazı şeylerin eksik kalmasına neden olacaktır.

Sırbistan-Kosova Sorunu: En büyük mesele, Sırbistan’ın hala daha Kosova’yı bir ülke olarak görmemesinden ziyade kendinin bir parçası olarak görmesidir. Bu da pek çok ülkenin Kosova’yı bir ülke olarak değerlendirmesinde tereddütlü olmasına neden oluşturuyor. Fakat bir gerçek var ki; Kosova, 2008 yılında bağımsızlığını ilan eden bir ülke olarak dünyadaki yerini aldığıdır. Bugün hala daha bağımsızlığını kazanmasından 10 yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen, AB içerisinde birkaç ülke tarafından tanınmıyor. Kosova, bugün dünya üzerinde 114 ülke tarafından tanınıyor!

Pratik Bilgiler

  • Kosova’da ödemeler Euro cinsinden yapılıyor.
  • Sırpları ve Kosovalıları karıştırmayın. Dini, dilsel, etnik ve kültürel olarak farklıdırlar.
  • Kosova’da şehirler genellikle biri Sırpça, diğeri Arnavutça olmak üzere iki isme sahiptir.
  • Sırbistan, pasaportunuzdaki Kosova damgasını kabul etmeyeceğinden, doğrudan Kosova’dan Sırbistan’a gidemezsiniz. Ancak Sırbistan’dan Kosova’ya sınırı kolayca geçerek gidebilirsiniz. (!)

Bilmek İyidir

  • Kosova, bugün bildiğimiz üzere 2008 yılında bağımsızlığını ilan etti.
  • Kosovalı insanlar çok cömerttirler. Konukseverlik Kosova’da temel bir kavramdır.
  • Davet edilmeniz çok muhtemeldir. İnsanların davetlerini kabul edin, ancak mümkünse her zaman karşı tarafın iyi niyetinin hakkını teslim etmeyi unutmayın.
  • Kosovalılar ile politika ve geçmişte yaşanan savaş hakkında konuşmaya başlayan taraf siz olmayın. Karşınızdaki kişi bu konuda ilk adımı atana kadar bekleyin.
  • Kadınlar, camileri ziyaret ederken başlarını kapatmayı unutmasınlar.
  • Tanıştığım insanlar mükemmel İngilizce konuşma becerilerine sahipti ve çoğu Almanca dahi konuşabiliyordu.
  • Kosova’da, Alman ve Amerikan halkı oldukça saygındır. Tanıştığım birçok insan Almanca konuşuyor veya Almanca konuşulan ülkelerde akrabaları yaşıyordu. Her yerde Amerikan bayrakları dalgalanıyordu. Bu popülerlik ABD’nin doksanlı yıllarda Kosova yanlısı olma rolünden kaynaklanmaktadır. İlerleyen paragraflarda Bill Clinton Anıtı hakkında da bir bilgi vererek bu maddede okuduklarınızı pekiştireceksiniz.
  • Sokaklar ve dükkanlar Arnavut ve Kosova bayrakları ile kaplıdır. Arnavut bayrağı Arnavutluk’a ait olma kültürel anlamını ifade ediyor.

Böldüğüm için özür dilerim. Balkanlar ve Orta Doğu’da yaptığım gezilerden notlar, fotoğraf ve videolar paylaştığım içerikleri ilk okuyan kişi olmak istemez misiniz? O halde bültene abone olun! İstenmeyen (spam) içerikler göndermiyorum, doğrudan gelen kutunuza en yeni içerikler ve gezi ipuçlarını içeren bilgiler gönderiyorum. Teşekkürler!

Instagram – Facebook – YouTube


Kosova’nın gelecekte nereye varacağını görmek için sabırsızlanıyorum. Ülkede çok fazla genç potansiyel var (ülkenin yarısı 25 yaşın altında!). Turizme yönelik çok fazla seçenek var ve diğer yandan çok fazla ilgi alanı, tarih, sayısız kültürel ve etnik bir karışımın zenginliği var. Bölgeye bundan sonraki yıllar için barış içerisinde huzurlu bir yaşam diliyorum.

Ve evet… Her ne kadar Priştine gezi yazım olsa da, Kosova hakkında birkaç şey daha yazmak istiyorum…

İnsanlar Kosova hakkında fazla bir şey bilmiyorlar, -Kosova’yı ziyaret etseler bile- aslında bu konuda en sık rastlanan şeylerden biri de “Kosova nerede?” (Balkanlar ve Doğu Avrupa). Kosova’yı bilenler muhtemelen Kosova’da yapılabilecekler hakkında hiçbir fikre sahip değillerdir. Belki NATO’nun 1998-99’daki iç savaşta yardımına nasıl geldiklerini hatırlıyorlar ya da Sırbistan ve Kosova arasında devam eden sürtüşme hakkında duyduklarını hatırlıyorlar.

Bugün, o toz bulutu çöktü. Kızgınlıklar hala daha yüksek olsa da Kosova tehlikeli bir ülke değil. Seyahat etmeye, gezip, görmeye elverişli ve güvenli bir ülke. Fakat bundan çok daha fazlası var. Dünyadaki bazı ülkeler, özellikle Sırbistan’ın yanı sıra Rusya ve Balkanlar’daki diğer ülkeler de Kosova’nın varlığından ve yükselişinden endişeli.

Kosova bağımsızlığını 2008 yılında ilan etti ve 114 ülke de tanıdı. Dolayısıyla, bir ülke olarak bağımsızlığını kabul etmeyen yorumların yapılmasını veya yazıların yazılmaması gerektiğini düşünenlerdenim, çünkü yapmaya çalıştığım şeye ters düşer. Kosova’nın tehlikeli, çatışmalarla dolu bir yer olmadığını elimden geldiğince yazılarım ile anlatmaya çalışıyorum. Bir turist olarak, bugün Kosova’yı ziyaret ederseniz sorun yaşamayacaksınız.

Kosova’nın ana dili, Kosovalı insanların çoğunun etnik olarak Arnavut olması nedeniyle Arnavutça’dır. Sırpça’yı ana dili olarak konuşan büyük bir Sırp etnik azınlığı var. İngilizce, genç nüfus tarafından oldukça yaygın konuşuluyor. Kosova’da kaldığım 5 gün içerisinde insanlarla anlaşmakta hiç zorluk yaşamadım.

Bu bilgilerden sonra daha fazla uzatmadan hızlıca Priştine’de geçirdiğim 1,5 gün boyunca sizlere neler yaptığımdan ve Priştine gezilecek yerlerden bahsedeceğim. Priştine hakkında bana herhangi bir soru sormaktan çekinmeyin. Yazının altında yer alan yorum kısmından Priştine hakkında merak ettiklerinizi yazarak sorabilirsiniz.

***

Priştine gezim henüz otobüs terminalinde iner inmez başlamıştı. 🙂 Priştine’de şehirlerarası otobüs terminali merkeze biraz uzak yerde kalıyor. Haliyle 20 dakikalık bir yürüyüş sonrası şehir merkezine varabiliyorsunuz. Priştine’de görülecek birkaç yerin de yolumun üzerinde olması nedeniyle buraları görüp bu yarım günde aradan çıkarmak niyetindeydim.

Priştine’de beni ilk karşılayan Amerika Birleşik Devletleri’nin 42. başkanı Bill Clinton olmuştu. Bill Clinton ne alaka dediğinizi duyar gibiyim. 🙂

Priştine Gezi Notları

Sizlere bu yazımda Kosova’nın başkenti Priştine’de kaldığım 1,5 gün boyunca “neler yaptım, nereleri gezdim?” hakkında bilgiler vereceğim. Priştine gezilecek yerleri ise ayrı bir yazıda detaylı olarak paylaşacak, Priştine şehri hakkında ihtiyacınız olan tüm bilgileri ise “Priştine Gezi Rehberi” konu başlıklı ayrı bir yazıda sizlerle paylaşacağım.

Bill Clinton Anıtı, Priştine

17 Ağustos depreminin ardından İzmit’te ziyaret ettiği çadır kentte kucağına aldığı bebeğin burnunu sıktığı günden beri Bill Clinton’ı tanıyorum. 🙂 Kosova’da da oldukça popüler olduğunu öğrenince başkanın hakkını vereyim dedim. 🙂 Şehir merkezinin yakınında, gri-kasvetli Sovyet sosyalist dönemi beton blokların altında sol eli havada, Kosovalıları ve Kosova’ya gelenleri selamlayan bronz bir heykeli var başkan Clinton’ın.

Bill Clinton Anıt Heykeli, Priştine
Bill Clinton Anıt Heykeli, Priştine

Peki, ne alaka? Şöyle ki; Bill Clinton 2008 yılında Kosova’ya bağımsızlığını ilan etmek üzereyken çok fazla destek verdi. Bu desteğe kayıtsız kalmayan Kosovalılar da Bill Clinton’a olan saygı ve sevgilerini şehre anıtını dikerek göstermişler. Hatta anıtın hemen yanında bulunan yola da Bill Clinton Bulvarı adını vermişler.

Rahibe Teresa Katedrali

Anıtı geride bırakıp Bill Clinton Bulvarı üzerinde yukarıya doğru yürüdüğünüzde solunuzda Rahibe Teresa Katolik Katedrali’ni göreceksiniz… Karşıdan karşıya geçerek yolumun üzerindeki katedrale geldim ve yarım saat kadar gezdim. İnşasına 2011 yılında başlanmış. Ben oradayken de devam eden bir inşa süreci vardı. Herhalde inşa tamamlandığında şehrin en yüksek binası olacakmış.

Rahibe Teresa Katedrali, Priştine

Hatta katedral içerisinde bir de Katolik dini nikah törenine denk gelmiştim. Benim için güzel bir deneyim olmuştu. En azından farklı bir mezhebin dini törenini görmüş oldum. Daha öncesinde hiç görmemiştim (canlı).

Rahibe Teresa Katedrali’nde Katolik Dini Nikah Töreni

Katedral içerisinde özellikle ahşap oturma alanları çok etkileyiciydi. Arnavutluk’un simgesi olan kartal başı buradaki oturma yerlerine işlenmişti. Nasıl bir titizlikle oyulup şekil verildiğini görüyorsunuz.

Pencereleri renkli vitray ve üzerilerinde çeşitli dini sahneler tasvir edilmiş. Yine aynı şekilde duvarlarında İsa ve havarileri ve Meryem Ana tasvirleri yer almakta. 20 büyük sütun üzerine inşa edilen katedralin içerisi çok geniş ve ferah.

İki kadın din görevlisi vardı. İkisi de bana tebessüm ederek hoş geldin demişlerdi. İngilizce biliyorlardı. Kendileriyle ayak üstü sohbet ettik. Katedralin temizlik işlerini yapıyorlarmış. Merakla inancımı sorduklarında “Müslümanım” yanıtını vermiştim. Tekrar tebessüm ederek hoş geldin demişlerdi.

Töreni sonuna kadar izlemiştim. Hatta törenin videosunu da çekmiştim.

Tören bitimi ve katedral gezimden sonra direkt olarak şehir merkezine yürüdüm. Zaten katedralden sonra Nene Teresa Bulvarı (şehir merkezi) 6-7 dakikalık bir yürüme mesafesinde. Priştine’de kalacağım hostel de tam merkezde. Nene Teresa Bulvarı’na geldikten sonra yürüyüş yolunu bitiriyorsunuz ve karşınızda İskender Bey anıt heykeli ile az ilerisinde Dr. İbrahim Rugova anıt heykelini göreceksiniz. Burası şehrin ana meydanı ve merkezi. Buradan hostele geçerek kaydımı yaptırıp odama geçtim. Öğlen üzeri olmuştu. Saat 15:00. Dışarısı hafiften yağmurlu ve ılık.

İskenderbey Meydanı, Priştine
İskenderbey Meydanı, Priştine

Hostelde biraz dinlenmeye geçtim. Odaları paylaşımlı ve küçük bir lobisi var. Konum olarak gayet iyi ve gecelik ücreti 10 Dolardı. Her ranzada perdeler var ve kişiye özel kilitlenebilir dolaplar. Balkanlar gezimde kaldığım tüm hostellerde ranzaların perdeleri vardı. Bu çok güzel bir şey.

Akşamüzeri saat 17:00’a kadar yatarak dinlendim. Daha sonra aşağı lobiye inerek burada yer alan mutfaktan kendime bir kahve yaptım. Hostelde sıcak içecekler (çay, kahve, espresso, latte) ücretsiz. Diğer gezginlerle tanıştım ve biraz lafladık.

Tam bu esnada messenger üzerinden bir mesaj aldım. Mesajı gönderen Zeki Bulduk ağabeyimdi… En son Çekmeköy’de karşılaşıp konuşmamızın üzerinden neredeyse 1 sene gibi uzun bir süre geçmişti…

Zeki Bulduk Kimdir?

Zeki Bulduk, 1973 yılında Kırşehir’de doğdu. İstanbul Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Türkoloji bölümünü bitirdi. Mezuniyetinin ardından bir süre Türkçe öğretmenliği yaptı. Kitap tanıtım ve eleştiri yazılarıyla yazı dünyasına adım atan Bulduk, Marmara FM ve Seyr FM’de çeşitli programlar hazırladı. Şimdilerde Türk İşbirliği Ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) Koordinatör Yardımcılığı yapmakta. Yazdıkça, okudukça ve sustukça kendini tamir ve terbiye ettiğine inananlardan.

Eserleri

  • Roman: Kayıplar/Kosova, Bağdat Düşerken, Ayaküstü Sevişmeler, Boğazın Sularına Atılan Kitap
  • Öykü: Göçtü Kervan Kaldık Dağlar Başında, Bozkırın Atları Yaman Ölür, Züleyha Otobiyografik
  • Hikâye: Müstesna Deliler Albümü
  • Araştırma İnceleme: Kosova Sokak Savaşları ve Doğu Türkistan, Kuşatma
  • Deneme: Sevgili Mayakovsky/Tahran Mektupları

Mesajda; “Priştine’ye hoş geldin kardeşim” deyince içimi tatlı bir heyecan kapladı. Nasıl kaplamasın? Ben de edebiyatla hemhal olan, şiir ve kısa öyküler yazmaya çalışan çömez bir yazar iken, üstad Zeki Bulduk ağabeyimden böyle bir mesaj gelmesi beni çok mutlu etmiş ve heyecanlandırmıştı.

“Priştine’de misin ağabey” diye sorduğumda “Evet” yanıtını almıştım. Ve o an yarın için hemen bir görüşme planlamıştık.

Ne güzel bir tevafuktur…

***

Saat 17:30 civarı şehrin ana meydanına indim. Burada Nene Teresa Bulvarı boyunca biraz volta attım. Yağmur durmuştu, gökyüzü kapalı olsa da hava tam kıvamındaydı. Etraf ışıl ışıl. Kosovalı aileler çocuklarıyla birlikte bulvar boyunca yürüyüşler yapıyor, yaşlı amcalar, teyzeler yürüyüş yolu boyunca yer alan banklarda oturup temiz havanın keyfini çıkarıyorlardı. Sağlı-sollu şekerlemeciler, hediyelik eşya satan esnaflar, dondurma tezgahları ve mini kitapçılar tezgahlarını bulvar boyunca kurmuşlar gelen geçenlere bir şeyler satıyorlardı.

Yol boyunca farklı ülkelerden turistler de vardı. Geride bıraktığım Balkan şehirlerinde rastladığım Türklere ise Priştine’de rastlayamıyordum.

Nene Teresa Bulvarı, Priştine
Nene Teresa Bulvarı, Priştine

Merkezde biraz gezindikten sonra saat 19:00 civarı tekrar hostele geçtim. Güzel bir duş aldıktan sonra geride bıraktığım şehirlerde çektiğim fotoğrafları düzenlemeye koyuldum. 21:00’a kadar bu işle uğraştıktan sonra lobiye inip biraz burada vakit geçirdim ve diğer gezginlerle sohbet ettim.

Uykumu tam olarak alabilmek için saat 22:30 civarı uyku moduna girdim. Priştine’deki yarım günümü de böylece sonlandırmış oldum.


Balkanları ziyaret etmek ister misin? Seyahatini planlarken sana yardım etmeme izin ver! Daha fazla bilgi için benimle iletişime geçebilirsin!


Priştine’de 2. günüme saat 08:00’da uyanarak başladım. Önce güzel bir duş aldım ve sonrasında lobiye inip saat 10:00’a kadar süren kahvaltıya katıldım. Neyse ki kaldığım hostelde ödediğim paraya kahvaltı dahildi. Çikolatalı krep, birkaç dilim salam, domates-salatalık ve bir bardak portakal suyu. Yeterince doyurucuydu.

Tekrar odaya geçip günlük kullandığım küçük sırt çantamı hazırladım ve hostelden çıkarak Priştine’yi gezmeye koyuldum…

Dün şehre gelir gelmez Bill Clinton Anıtı ve Rahibe Teresa Katedrali’ni gezmiştim. Şehrin biraz dışında kaldığı için orayı merkeze gelirken görerek aradan çıkardım. Şimdi ise şehir merkezinde dolaşıp görülecek yerleri gezecek ve her zaman yaptığım gibi şehrin arka sokaklarına dalıp asıl dokuyu yakalamaya çalışacağım.

Nene Teresa Anıt Heykeli, Priştine

Kaldığım hostel Rahibe Teresa Bulvarı’na yakın bir konumda. Kısa bir yürüyüş sonrası merkeze geldim. Burada ilk olarak Rahibe Teresa Bulvarı boyunca yürüyüş yaptım. Yürüyüş yolu karşılıklı olarak oturacak banklara ve çeşitli markaların yer aldığı butik mağazalara ev sahipliği yapıyor. Ayrıca bir şeyler yeyip içebileceğiniz restoranlar da mevcut. Yaz aylarında burayı ziyaret ettiğimden dolayı restoranlar tamamen doluydu. Yerli ve yabancı insanlar içeceklerini yudumlayıp sohbetlerini ediyorlardı.

Meydanda fıskiyeli bir alan var. Burada çeşitli müzikler çalınarak suyun ritmik dansını izleyebiliyorsunuz.

Nene Teresa Bulvarı, Priştine

Bulvar üzerinde eski ve yeni yapılar görülebilir. Şu binanın balkonları çok hoşuma gitmişti. Sovyet Sosyalist dönemden kalma bloklar halinde yapılar da yine burada varlığını korumakta.

Priştineli gençler, öğrenciler ve yaşlılar burada buluşur, vakit geçirirler.

Şehrin ana yolu Agim Ramadani Caddesi’dir. Priştine’de yürüyüş turuna başlamak için ideal yerlerden biridir. Agim Ramadani’de kuzeye giderken karşınıza çıkan ilk önemli yapı Kosova Ulusal Tiyatrosu’dur. Yapının kendisi dikkate değer değil. Ancak, ülkenin önemli sanatsal ve kültürel sembollerinden biridir.

Kosova Ulusal Tiyatro Binası

Yürümeye devam ettiğinizde karşınıza çıkacak bir sonraki ilgi çekici nokta İskender Bey Anıtı’dır. Burası aynı zamanda Dr. İbrahim Rugova Meydanı’dır.

Dr. İbrahim Rugova Anıt Heykeli, Priştine

Dr. İbrahim Rugova Kimdir?

4 Mart 2002 yılında Kosova’nın ilk cumhurbaşkanı olmuştur. Sorbonne Üniversitesi’nde öğrenim gördü. 1989 yılında Kosova Yazarlar Sendikası’nın başkanlığını yürüttü. 21 Ocak 2006 yılında da akciğer kanseri nedeniyle hayatını kaybetti.

Meydanın yakınında yer alan 15. yüzyıla dayanan Çarşı Camii ise bir başka görülecek yer arasında. Priştine’deki en eski camidir.

Caminin karşısında, Avusturya-Macaristan mimarisine sahip Kosova Müzesi bulunuyor. Müze binası 1889 yılında inşa edilmiş.

Kosova Müzesi

Müze ise 1949 yılında kurulmuş. Müze içerisinde ülkenin kültürel varlıkları, İbrahim Rugova dönemi yaşananlar sergileniyor.

Kosova Müzesi

Müzeden çıkıp Çarşı Camii boyunca yürüdüğünüzde Yaşar Paşa Camii ve yakınında Fatih Sultan Mehmet Camii göreceksiniz.

Yaşar Paşa Camii şehrin Osmanlı döneminden kalma yapılarından biridir. 15. yüzyılda inşa edilmiş.

Yaşar Paşa Camii, Priştine

Buradan yolunuza devam edip yürüdüğünüzde karşınıza yol üzerinde Saat Kulesi çıkacak.

Saat Kulesi, Priştine

Fatih Camii’nin tam karşısında yer alan saat kulesi, 19. yüzyılda Yaşar Paşa tarafından inşa ettirilmiş. Priştineli Müslümanların namaz saatlerini ve dükkanlarının kapanış saatlerini öğrenmeleri amacıyla inşa edilmiş. 26 metre uzunluğunda.

Fatih Sultan Mehmet Camii, Priştine

Saat Kulesi’ni de gördükten sonra karşınıza tarihi Priştine çarşısı çıkacak. Burası uzun yıllar boyunca Eski Priştine’nin kalbiydi. Ancak ne yazık ki 20. yüzyılın ortalarında “eskiyi yık, yeniyi inşa et” sloganıyla birlikte yoğun modernleşme döneminde yıkıldı. Buna rağmen, pazar hala ilginç ve yerel insanları izleyip iletişime geçmek için iyi bir yer.

Eski Şehir’den dışarı çıkın ve şehir merkezine doğru yürüyün. Rahibe Teresa Bulvarı’nın bittiği yerden sağa dönün ve aşağı doğru inin. Luan Haradinay Caddesi’ne çıkacaksınız. Burada Yenidoğan Anıtı (NEWBORN) göreceksiniz. Kuşkusuz, kentin en gözde çekiciliği olan anıt. Kosova’nın 2008 yılında bağımsızlığını ilan etmesine istinaden dikilen anıt her yıl farklı renklerde süsleniyor. Genellikle sokak sanatı tarzında boyanarak güzel bir görünüme bürünüyor.

Yenidoğan Anıtı, Priştine

Gençlik Stadyumu’nun yanında yer alan Yenidoğan Anıtı, Kosova’nın bağımsızlık ilanının simgesi ve Priştine’nin en çok ziyaret edilen yerlerinden biri.

Anıtın ardından, sosyalist dönem mimarisiyle ilgileniyorsanız görülmeye değer devasa Gençli Merkezi Binası da burada yer almakta.

Yenidoğan Anıtı’ndan Garibaldi Caddesi’ne çıkın ve Rahibe Teresa Bulvarı’nı geçin karşınıza Kosova Milli Kütüphanesi çıkacak. Bu tuhaf bina dünyanın en çirkin binalarından biri. 🙂

Kosova Milli Kütüphanesi
Kosova Milli Kütüphanesi

Tasarım açısından oldukça göz yoran binanın içerisi ise görülmeye değer. Kosova Ulusal Kütüphanesi’nin mimarisi muhtemelen uzun zamandır ziyaret ettiğim en tuhaf binalardan biri olmuştu.

Milli Kütüphane 1982 yılında açılmış. 99 kubbeli ve 16.500 metrekareden oluşuyor. Tamamen metal bir balık ağı ile kaplı.

Aynı arazi içerisinde bulunan tamamlanmamış Sırp Ortodoks Katedrali’de görülmeye değer. Biraz ürpertici bir görüntüsü var. 1998 yılında Kosova Savaşı’nın patlak vermesiyle katedralin inşası tamamlanmamış ve kendi kaderine terk edilmiş. İçerisine girebiliyorsunuz ancak görülecek pek bir şey yok. Kilise, bugün bölgede halen yaygın olan dini ve etnik gerilimi açıkça hatırlatıyor.

Sırp Ortodoks Katedrali, Priştine

Priştine gezilecek yerler hakkında detaylı tüm bilgileri ayrı yazıda sizlerle paylaşacağım. Bu yazım tamamen doğaçlama gezi notlarımı kapsıyor.

Priştine’de durmaksızın gezdikten sonra akşam üzeri saat 16:00 civarı bir şeyler atıştırmak için yerel bir lokantaya girdim. Burada kendime bir şeyler alıp yedim (Yemek fotoğrafı paylaşmayı sevmiyorum, kusuruma bakmayın lütfen). Karnımı doyurduktan sonra buradan doğruca hostele geçtim. Önce kendime güzel bir kahve aldım ve sonra dinlenmeye çekildim. 2 saat kadar dinlendikten sonra bugün için Zeki Bulduk ağabey ile görüşmek için tekrar dışarıya çıktım. Rahibe Teresa Bulvarı’na gidip beklemeye koyuldum. 5 dakika sonra Zeki ağabey gelmişti. Güzel bir an’dı benim için. Buradan yakın bir kafeye geçip oturduk. Kendimize birer Türk kahvesi söyledik ve başladık sohbet etmeye.

Keyifli ve samimi geçen 1 saatlik muhabbetin sonunda kalktık. Rahibe Teresa Bulvarı’na doğru hem yürüyor hem de yine sohbet ediyorduk. Kendisi TİKA görevlendirmesi ile Priştine’deydi. Değerli vaktini ayırdığı için kendisine teşekkür ediyor ve çalışmalarında üstün başarı ve kolaylıklar diliyorum.

Priştine’de 1,5 günüm bu şekilde geçmişti. Yarın sabah için yeni durağım Kosova’nın kültür başkenti Prizren olacak. 1 gün öncesinden bilet almaya gerek duymadım. Zira her saat başı Prizren’e otobüs vardı. Akşam 1 saat kadar daha Priştine şehir merkezinde gezdikten sonra hostele geçiyordum. Benim için yorucu bir gündü. Priştine’de görülecek yerlerin hemen hepsini görmeye çalıştım, şehrin arka sokaklarına girdim, yerel dokuyu hissetmeye çalıştım.

Prizren’de görüşmek üzere!

***

Priştine’de yapılacak pek bir şey yok, şehir sık sık Prizren’e geçiş olarak kullanılıyor. Priştine’yi ziyaret eden insanların çoğu Kosova’nın başkenti için çirkin ve sıkıcı tanımlaması yapıyorlar. İnternette yaptığım araştırmalarda da bu bilgilere sıkça rastlamıştım. En azından bu şehre 1 gün vakit ayırabilirsiniz diye düşünenlerdenim.

Bu yazım bireysel gezi notlarımı kapsadığı için Priştine gezilecek yerler üzerine kısa bilgiler vererek sizleri bilgilendirmeye çalıştım. Ancak şehrin tüm gezilecek yerlerini “Priştine Gezilecek Yerler” adlı konu başlığı ile ayrı bir yazıda yayınlayacağım.

Bir sonraki yazım “Priştine Gezi Rehberi” olacak. Bu yazıda sizlere Priştine hakkında genel bilgiler, gezilecek yerler, ulaşım, Priştine’de ne yenir, Priştine otelleri, Priştine gece hayatı ve diğer tüm ihtiyacınız olan bilgileri vermeye çalışacağım.


Kosova’yı gezmeyi düşünüyorsanız veya yalnızca ülke hakkında daha fazla yazı okumak istiyorsanız, bu konuda başka neler yazdığıma bir bakın!

Eğer bu yazıyı beğendiyseniz neden arkadaşlarınızla paylaşmıyorsunuz? Bu benim için çok şey ifade ediyor! Ayrıca 20.000’den fazla seyahat tutkununun bir arada olduğu sosyal medyada seyahat güncellemeleri ve daha fazla resimli ve videolu paylaşımlarım için beni InstagramFacebook ve YouTube‘da takip edin! Yeni yayınları kaçırmak istemiyorsanız bültene abone olun.

Priştine gezisi mi planlıyorsun?

Priştine hakkında merak ettiğin her şeyi aşağıda yer alan yorum bölümüne yazarak bana sorabilirsin. Priştine gezilecek yerler, şehir içi ulaşımı, yeme-içme, konaklama, eğlence ve alışveriş üzerine ipuçları ve önerilerim ile Priştine gezini planlaman için sana yardımcı olabilirim!

Değerlendirme
Priştine Gezi Notları
❝Mütemadiyen düşünür, çok okur ve çok gezerim.❞ Anadolu aşığıyım! Yüzüm Ortadoğu’ya dönüktür. Ortadoğu tarihi, sosyoloji ve edebiyatıyla hemhal olurum. Ruhumun dinginliği için güzel ezgiler dinlerim. Rebap, tanbur, bağlama ve erbane sesi duyunca kendimden geçer, ney ile içsel yolculuğa çıkarım. Zaman zaman şiir yazar, çokça kısa hikâyeler kaleme alırım. Hadigez.com ve İrangezirehberi.com’u kurarak sizlere tüm deneyimlerimi en ince ayrıntısına kadar paylaşıyorum. Seyahat yazarlığı yapıyor ve İran danışmanlık hizmeti veriyorum.

Düşüncelerinizi yazın, merak ettiklerinizi sorun...

Yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı buraya giriniz.