Gonbad-e Kabood, Meraga

Meraga ve Bunab gezi notlarım hiç unutamayacağım anılar ile dolu. Burada harika  bir 2 gün geçirdim. Güldüm, hüzünlendim, İran’ın pekte ziyaret edilmeyen bir bölgesini gezdim ve deneyimledim, çok değerli bir aile ile tanıştım, aşlarını yedim ve evlerinde kaldım. Nereden başlasam, nasıl anlatsam ve duygularımı yazıma yansıtsam. Yaşadıklarımı her hatırladığımda istemsizce dudaklarımdan “iyi ki geziyorum” sözü çıkıveriyor. Yazının devamında neden bu satırları yazdığımı çok iyi anlayacak ve belki de bana hak vereceksiniz.

Meraga

Urmiye Gölü‘ne 30 kilometre uzaklıkta, Safi çayı kıyısına kurulu olan Meraga, İran‘ın kuzeyi Doğu Azerbaycan Eyaletinde yer alan bir şehir. Ülkemiz sınırlarında yaklaşık 200 kilometre uzaklıkta. Azerice ismi Marağa. Tebriz‘e 130, Tahran‘a 607 kilometre mesafede yer alıyor. Meraga’nın İlhanlı döneminde önemli bir rolü varmış. Zira, Meraga şehri, İlhanlı devletinin o zamanlar ilk başkentiymiş. Doğu Azerbaycan Eyaletinin ikinci büyük şehri olan Meraga’da yerel halk Azeri Türkü ve Türkçe konuşmakta.

Bunab

Bunab ise, Meraga’ya bağlı yaklaşık 60 bin kişinin yaşadığı bir yer. Meraga’da yaşayan ailelerin çoğu vakti zamanında Bunab’dan taşınan haneler olduğunu öğreniyorum. Bunab, daha çok tarım ile ön plana çıkıyor. Fazlasıyla ekili ve ekilmeye hazır arazilere sahip bir yer. Şimdilerde ise Meraga’ya taşınan ailelerin büyük anne ve babaları burada yaşamlarını sürdürmekte. Şehir hayatı her yerde karışık ve keşmekeş olsa gerek. Gençler Meraga’ya taşınırken, yaşlı anne ve babalar her zaman tercihini sessizlikten yana kullanmışlar ve Bunab’ta kalmışlar. Bunap şehri, ne yazık ki kurumaya yüz tutmuş olan Urmiye Gölü‘ne 20 kilometre uzaklıkta.

Meraga ve Bunab Gezi Notları, İran

Ayrıca Okuyun: İran’a Nasıl Gidilir? İstanbul’dan Tahran’a Otobüs Yolculuğu

Meraga ve Bunab Gezi Notları

Tebriz’e sabah erken saatlerde inmiştim. Terminalde sabah kahvaltımı yaptım ve sonrasında Tebriz gezilecek yerler listemde bulunan görülmesi gereken yerleri yarım gün gibi kısa bir sürede taksi ile gezdim. İran seyahati hazırlıklarım sürecinde beni Facebook sayfamdan takip eden çok değerli Sevda abla’nın yeğeni Arya Cun’u aramak istedim konaklamak için. Arya Cun’u aradığımda ise bayram tatili sebebiyle Astara’ya geçtiğini öğreniyordum kendisinden. İkinci bir alternatifim olan yine seyahat öncesi hazırlıklarımda İnternet üzerinden tanıştığım Serhat Çakmak’ı aradım. Serhat bana Meraga’da yaşayan Nader Sattarfam’ı aramamı söylemişti. Ardından Nader’i arayarak kendimi tanıtıyor ve Serhat’ın arkadaşı olduğumu söylüyordum. Sağ olsun benimle ilgileniyordu Nader. Tebriz terminalden Meraga otobüslerine binmemi ve son durakta inmemi söylemişti. Tebriz terminalden Meraga’ya gitmek üzere hareket edecek olan ilk otobüse 4.500 tümene biletimi aldım. Tebriz-Meraga arası obobüs bileti ücretleri; klasik otobüsler 4.500 Tümen iken, daha konforlu otobüsler 10.000 tümene gitmekte. Tebriz-Meraga arası otobüs yolculuğu yaklaşık olarak 1 saat sürmekte. Ulaşım İran’da ne kadar ucuz öyle değil mi arkadaşlar?

1 saat süren Tebriz-Meraga arası otobüs yolculuğumda son durağa geldiğimde beni Nader karşılıyordu. O kadar sıcak ve samimiydi ki. Birbirimizi henüz yeni ayak üstü tanırken sarılıyor hasret giderir gibi kucaklaşıyordu benimle. Nader, hoş gelmişsen gardaşım derken yüzümde samimi bir gülümseme ile hoş bulduk diyor ve sırt çantamı ben istemesem de alarak taşıyordu. Bir şeyler yemek için beni lokantaya götürüyor ve o esnada yolda yürürken hoş sohbetler ediyorduk. Serhat’ı nereden tanıdığımı, ne iş yaptığımı, buralarda ne işim olduğunu haliyle merak ederek soruyor ben ise keyifle yanıtlıyordum. Nader’in aile büyükleri aslen Azerbaycan’lı fakat zamanında İran’ın Meraga şehrine yerleşmiş bir aile olduklarını öğreniyorum. Kendisi Türkçe konuşmalarımı yavaş konuştuğum taktirde anlıyor. Azeri Türkçesi konuşmakta ve iletişimde pekte bir sıkıntı yaşamıyoruz.

Misafirperverlik ülkenin her yerinde sanki sıradanmış gibi. Yolda görenler selam veriyor, hoş gelmişsen diyor, esnaflar bir bardak çay ikram etmek için sesleniyorlardı. Lokantaya geliyoruz ve Nader bana yemek ısmarlıyordu. Güzel sohbetler eşliğinde yemeklerimizi yiyerek karnımızı doyuruyoruz. Lokantadan ayrılırken, Nader beni çocukluk arkadaşı Heydar Beykızade ile tanıştırmak istediğini söylüyordu.

Heydar Beykızade, Meraga’da tekstil işi ile uğraşan Azeri Türkü bir kişi. İyi ki Nader beni Heydar ile tanıştırmış. Çok değerli, çok samimi ve misafirperver bir insan. Heydar’ın tekstil atölyesini kısa bir gezip çalışanlara selam verdik.

Heydar Beykızade Tekstil Atölyesi, İran

İş saati olmasına rağmen Heydar aracını alarak beni gezdireceğini söyledi. Bu duruma çok şaşırmıştım. Hayır, olmaz işin vardır gerek yok desem de sanki benim gelmemle birlikte olağanüstü bir hal ilan etmişlercesine misafirperverlik gösteriyorlardı. Atölyeden ayrılıp Nader, ben ve Heydar başlıyorduk Meraga’yı gezmeye.

Ayrıca Okuyun: İran Gezi Hazırlıkları

Meraga Gezilecek Yerler

Meraga Gözlem Evi, Tersane

Meraga Gözlem Evi, Tersane, Meraga

Meraga Gözlemevi, şehrin batısında yüksek bir tepeye konuşlandırılmış tarihi bir yapı. 1278’li yıllar İlhanlı dönemine kadar uzanıyor. Holaku Khan emri ile gözlem evi inşası yapılmış. Gözlem evi kuruluş amacı ise astronomi ve uzağa erişim için evrensel bir araştırma merkezi düşüncesiymiş. Meraga’da bulunan gözlem evi Çin, İstanbul, Semerkant ve Hindistan gibi sonradan yapılan rasathaneler üzerinde etkisini yansıtmakta. Gözlem evi çevresi itibari ile 14 bölümden oluşuyor.

  • Kütüphane,
  • Taş duvar çentikleri,
  • Kırsal kompleks,
  • Kaplama duvarlar, (Güney-Kuzey duvarları)
  • Kaplama duvarlar, (Doğu-Batı duvarları)
  • Röportaj alanı,
  • Gözlem evi kulesi,
  • Döküm atölyesi,
  • Beş dairesel birim alanları,
  • Konut yapılar,
  • Kare platform salonu,
  • Konferans salonu,
  • Kaldırım alanları,
  • Mağara.

İlhanlı Devleti İhtisas Müzesi

İlhanlı Devleti İhtisas Müzesi, Meraga

İlhanlı Devleti İhtisas Müzesi, Ulusal Meclis tarafından 13. yüzyılda inşa edilmiş. 1984 yılında ülkenin kültürel mirasının temeli ile bu saray tarihinin farklı dönemlerinde farklı malzemeler ile Meraga Müzesi olarak tekrar restore edilerek değiştirilmiş. 1996 yılından bu yana açık ve İlhanlı Müzesi olarak ziyaretçilerini kabul ediyor. İlhanlı ihtisas müzesinde çanak çömlek, çini, sikke, metal işleri, cam işlemeleri ve yazmalar gibi çeşitli tarihi eşyalar sergilenmekte. Tarih meraklıları için gezilmeye ve görülmeye değer koleksiyonlar mevcut.

Çömlekçilik Koleksiyonu

İlhanlı döneminde çömlekçilik sanatı İslam döneminde çömlek altın çağı olarak bilinmekte. Turkuaz renk ağırlıklı işlemeli dekorasyonları ile çömlek sanatına dair balık, ördek ve kuş gibi hayvanların dekorasyonları ile işlenmiş çömlekler tarihe adeta ışık tutmakta. Meraga bu dönemde de çanak çömlek üzerine önemli merkezlerden biriymiş.

İlhanlı Devleti İhtisas Müzesi Eserleri, Meraga

Sikke Koleksiyonu

İran Devleti‘nin kullandığı eski sikkeler bu koleksiyonlar arasında yerini alıyor. Meraga Müzesi, İlhanlı devleti zamanında kullanılan değerli sikkelere ev sahipliği yapıyor. Ekonomik ve ticari olarak ortak kullanılan paralar o dönemler gümüştenmiş. Törenlerde kullanılan altın sikkeler, örneğin festivaller ve günlük ticaret için kullanılan bakırlar ise yine bu dönemde kullanılırmış. Dönemin tarihini, geleneksel kültürünü ve medeniyetini anlamak için sikkeler üzerinde yer alan çeşitli desenler daha öğretici olacaktır.

Metal Parçalar

Müzenin bu bölümünde bronz kandil, bronz şamdan ve diğer metal işleme eşyaları bulunmakta. Kabartmalı metal parçalar da dönemin yine diğer değerli metal işlerini arasındadır.

Cam Parçalar

Cam işçiliğine ait muazzam eşyalar İlhanlı döneminden kalmadır. Üreticilerin İlhanlı döneminde özellikle Mısır ve Suriye’ye işlemeli cam eşyalar yaptıkları bilinmekte.

Gonbad-e Kabood

Gonbad-e Kabood, Meraga

6. yüzyıla dayanan bu yapı savunma kulesi olarak kullanılmaktaymış. Ne yazık ki yapı hakkında bir kitabeye rastlamadım ve detaylı bilgi de bulunmuyormuş.

Qafariyeh Park

Qafariyeh Park, Meraga

Kare şeklinde olan bu yapının 7. yüzyılda inşa edildiği biliniyor. Hakkında detaylı bir kitabe ve bilgi bulunmuyor.

Meraga ve Bunab küçük bir yer ve pek fazla gezilecek yeri yok. Dolayısıyla araç ile gezdiğimiz için bir noktadan diğer bir noktaya çabucak geçebiliyorduk. İran arabalarını da sürme deneyimi yaşamıştım. Neyse ki Tahran trafiğinde değil(!) 🙂

İran Arabası

Meraga ve Bunab gezimizin sonunda marketten bir kaç bir şeyler aldı Heydar. Daha sonra Heydar bizi öğle yemeği için evine davet etti. Meraga’nın kuzey bölgesi müreffeh üst gelir grubunun yaşadığı bir bölge. Güneyi ise gelir düzeyi düşük ailelerin yaşadığı yer. İki bölge arasındaki yapılar da bu farkı belirgin bir şekilde gözler önüne seriyor. Heydar ve ailesinin oturduğu yer şehrin kuzeyinde beş bloktan oluşan bir site. Tekstil işi ile uğraşan Heydar’ın hali vakti yerinde, işi, arabası olan ve oturduğu ev itibariyle üst gelirli sınıfa dahil bir kişi. Eve geldik. 2 kat çıktıktan sonra kapıyı Heydar’ın eşi Susan hanım ve kızı Sevda açtı. Sağ olsunlar oldukça hoş karşıladılar beni. Öğle yemeği biz geldiğimizde hazırdı ve fazla beklemeden yer sofrasına oturduk. İran’ın yöresel çorbası ve sonrasında büyük bir cam kase içerisinde sunulan pirinç pilavın ortasında bölünmemiş tam bir kızarmış tavuk. Herkes yiyeceği kadar tabağına alıyordu. Tabağıma bir miktar pilav ve tavuk alarak bir güzel karnımı doyuruyordum. Yemeklerimi yiyerek sofradan kalkıyor ve hemen ardından demlenen has İran çayı ile çaylarımızı yudumluyorduk. Heydar, ben ve Nader keyifli bir sohbet gerçekleştiriyoruz. Eşi de pek çekingen değildi sohbetimize eşlik ediyor ufak kızı Sevda ise biraz çekiniyordu benden.

Heydar Beykızade'nin Evi, Meraga

Çaylar gidiyor yerini şerbet ve kavun alıyordu. İran gerçekten misafirperver bir ülke. Heydar’ın eşi, Türk olduğumu öğrenince daha bir mutlu oluyor ve Türkiye hakkında merak ettiği ne varsa soruyordu. Heydar ve ailesi beni çok sevmişlerdi zira bende onları ve bu misafirperverliklerini çok sevmiştim. Heydar bana, bu gece bizde kalacaksın Fatih dediğinde ise ilk önce rahatsızlık vermek istemeyip kibarca davetleri için teşekkür edip geri çevirsem de eşi ve Heydar kalmam için bir hayli ısrar etmişlerdi. Bu samimi ısrarları üzerine davetleri için kendilerine teşekkür edip kabul ediyordum. Ne yalan söyleyeyim bir İranlı ailenin evlerinde kalmak, onların günlük yaşamlarını gözlemlemek, deneyimlemek ve kendileriyle iletişim kurmak parayla satın alınamayacak bir kazanım. Sohbetimiz çok keyifliydi, akşama tekrar çay ve sohbet edebilme fırsatı yakalamış oldum. İran’da yerel bir ailenin yanında kalacaktım onlara tüm sorularımı sorabilir, 1 gün dahi olsa günlük yaşantılarını, akşam yemeği, sabah kahvaltısı (subhane) gibi yeme-içme davranışlarını gözlemleye bilecektim.

Evden ayıldık. Nader’in işleri vardı ve kendisini Bunab’a bıraktık. Nader, seramik işleri yapıyor ve bazen düğünlerde keman çalıp şarkı söyleyerek para kazanıyor. Nader’i Bunab’a bıraktıktan sonra tekrar Heydar’ın aracı ile Meraga’ya tekstil atölyesine geliyoruz. Burada Heydar’ın birkaç işi var ve onları tamamlayacaktı. Bende o sırada atölyeyi geziyorum. Atölyede bir erkek ve beş kadın çalışıyor. Kadınların benden çekindiklerini hissettim. Yüzlerini peçeleriyle kapatıp benden gizliyorlardı. Amacım onları rahatsız etmek değildi ve huzursuz olmamaları için atölyeyi gezmeyi bırakıp Heydar’ın yanına geçtim. Elbette yüzlerini saklamalarını gayet tabii normal karşılıyorum, çünkü insanların kabul gördüğü bir takım değerler ve inançları vardı. Bunları hoşgörü ile karşılamalı ve saygı duymalıydım.

Saat 18:00 olmuştu. Ben ve Heydar atölyeden ayrılıyoruz. Atölyeyi akşam 19:00 da çalışanlar kapatacak. Heydar ile eve geliyoruz. Meraga’da yapacak pekte fazla bir şey yok. Eve geldik ve günün yorgunluğunu bir demlik çay ile üzerimizden attık. Heydar duş almamı istedi ben ise nezaketen kabul etmek istemedim. Zaten 1 gece kendilerine misafir olacağım, bir de duş olayı olmaz deyince tabi ki bu durumu pek hoş karşılamadılar. Amacım pek fazla kendilerine rahatsızlık vermek istemediğimden. Bir kaç kez söylemeleri üzerine kabul ederek duşumu aldım. Gerçekten çok keyifli bir gün yaşıyordum Meraga’da. Değerli bir aile ile bir arada olmak İran gezime farklı bir boyut katmıştı. Duşumu alıp çıktıktan sonra Heydar nargileyi hazırlamış beni bekliyordu. Heydar ile geçtik nargilenin başına ve ATV’de Karadayı dizisini izliyoruz. 🙂

İran Nargilesi, Meraga

İran’da, Karadayı ve Muhteşem Yüzyıl dizileri başta olmak üzere çokça Türk dizileri izlenmekte. Zaten Türk şarkıcılara ve Türk dizilerine bir sempati duyduklarını okumuştum İnternetten. Hatta yeni kuşak gençlerin hepsi İran kanallarından çok Türk kanallarını açıyor, dizilerini izliyor ve güzel de Türkçe konuşabiliyorlar.

Nargile içiminden sonra başlıyorduk uzun uzun sohbet etmeye. Heydar’ın eşi bana Türkiye hakkında merak ettiği soruları soruyor ben ise İran kültürü hakkında kendisinden bilgiler alıyordum. Kültür takası! Çok güzel değil mi? Ardından İran-Türkiye kültürü kıyaslaması yapıyorduk. Düğününden, ekonomisine, yaşamından, dini inançlara hatta spora (Traktor Sazi) kadar karşılaştırmalar yapıyorduk. Oldukça verimli geçen sohbetimizde kendilerinden güzel bilgiler öğrenmiş oluyordum İran hakkında.

Ayrıca Ouyun: İran’ı Ziyaret Etmek İçin En İyi 3 Neden

Uzun uzun sohbetler, nargile ve çay faslı sonrasında akşam saat 23:30 olmuştu. Artık yatma vaktiydi, sabah erken kalkacağız. Heydar atölyeyi açacak ben ise yolcu yolunda diyerek Tebriz’e geçecektim. Oradan da İstanbul. Güzel geçen bir gün ve akşamı sonrası Heydar ve ben yer yataklarında yatıyoruz. Deliksiz bir uyku uyuduktan sonra sabah kurulu olan alarmlarımız saat 07:30 da çalıyor ve kalkıyorduk. Evin annesi Susan hanım sabah erken saatlerde kalkmış olmalı ki biz uyandığımızda çay demlenmiş, kahvaltı sofrası da hazırlanmıştı. Kendimize geldikten sonra hazır olan kahvaltımızı yapıyorduk. Kısa süren kahvaltı sonrası artık yavaştan hazırlık zamanıydı. İşte tam da burada film kopuyordu.

Çok farklı duygular içerisine girmiştim bir anda. Hiç çekinmeden beni evlerine davet ettiler, duş almamı istediler hatta ısrar ettiler, aşını ve çaylarını paylaştılar. Ailenin küçük kızı Sevda o anda annesinin kulağına bir şeyler fısıldamış. Daha sonra evin annesi bana dönerek dedi ki; Ağa Fateh, kızım Sevda Türkiye’yi çok seviyor. Hep televizyonda görüyor sizin denizi ve kendisi gemiye çok binmek istiyor. O an ben bir tuhaf oldum ve gözlerim doldu. Benden çekinen Sevda bir anda kollarımdaydı. Saçını okşuyor ve kendisi ile birlikte ailesini davet etmek istediğimi söylüyordum kendisine. Daha sonra Sevda annesine bir şey daha söylemiş olmalı ki, Susan hanım tekrar; “Ağa Fateh, kızım Sevda’ya mektup yazar mısın? Kendisi yazacağın mektubu hep saklayacakmış.” dedi. Yahu çok fena olmuştum o sıra, ne diyeceğimi bilememiş, kelimeler boğazımda düğümlenmişti. Sevda, bir kalem ve kağıt getirerek uzattı bana. Gözlerim dolu dolu başladım o an içimden geçenleri kağıda dökmeye. Onu, 1 gün dahi olsa çok sevdiğimi, çok zeki, çok güzel ve çok akıllı bir kız olduğunu yazdım. Ailesini üzmemesini yazdım ve İstanbul’da gezdireceğimi, gemiye bineceğimizi, martılara simit atacağımızı yazdım. O an tabi gözlerimden yaşlar süzülmeye başlamıştı. Engel olamadım kendime. Eh, benim gibi duygusal bir adama bu yapılır mı? 🙂 Başımı çevirdiğimde Heydar ve eşinin de gözlerinin dolduğunu gördüm. Bu nasıl bir andı yarabbim inanın tarifi yok. Sadece 1 gün içerisinde tanıştık, evlerine davet ettiler, aşlarını paylaştılar. Sanırsınız kırk yıllık aile dostuyuz. Bu yaşadığım anların inanın tarifi zor…

“O an iç dünyamı sorguladım ve kendime şunları söyledim; “Fatih, iyi ki geziyorsun be oğlum. Bak, gör dünyada ne iyi insanlar var. Sen hep iyi ol ki, karşına da iyi insanlar çıksın. Sen hep yardımsever ol, paylaşımcı ol ki, insanlar da sana yardım etsin ve ekmeğinin yarısını seninle paylaşsın. Yol insana neler öğretiyor bir bilseniz arkadaşlar. Neler öğrendim, nasıl sıradan bir insan olduğumun farkına vardım, egoymuş, hırsmış hepsinin canı cehenneme. İnsan gezince, farklı dinden, kültürden, renkten ve daha birçok etnik mezhepten insanlarla tanışınca nasıl da tevazu sahibi oluyor, nasıl da arınıyor bir bilseniz…”

… Helalleştik, kağıda son olarak açık adresimi yazdım ve mutlaka kendilerini beklediğimi de yazdıklarımın arasına iliştirerek kağıdı verdim Sevda’ya. Artık gitme vaktiydi! Ayaklandık, sırtladım çantamı ve kapıya doğru Heydar ile birlikte yöneldik. Dışarı kapının önüne kadar geldiler Sevda ve annesi. Evin annesi ile helalleşip, Sevda’yı da yanaklarından öptükten sonra Heydar ile araca bindik. Evin annesi arkamızdan bir kap su dökerek kucağında Sevda ile bana el sallıyorlardı. Araçtan tekrar başımı dışarı doğru çevirdiğimde ise Sevda ve annesinin ağladıklarını gördüm. Bu nasıl bir misafirperverlik, bu nasıl bir anaç ruhluluk. Ah! Çok duygusal anlar yaşadım gerçekten ve bu yaşadıklarım benim için unutulmayacak birer anı olarak hafızalarımda ki yerini çoktan almıştı bile. Buyurun Heydar ve değerli ailesi…

Heydar Beykızade'nin Ailesi, Meraga

Heydar Beykızade ve Kızı Sevda, Meraga

Heydar Beykızade ve Eşi Susan Hanım, Meraga

Evden ayrıldıktan sonra Heydar’ın atölyesine geliyoruz. Dükkanı açtıktan yarım saat sonra da Nader geliyordu. Daha sonra işçiler geliyor ve mesai başlıyordu. Heydar, ben ve Nader Bunab’a geçiyoruz. Bunab’da Nader’in seramik işi yaptığı atölyeye geliyor ve burada demlediğimiz çaydan birer bardak çay içiyoruz. Nader bize keman çalgı ziyafeti veriyordu. Kısa ama güzel bir keman faslından sonra Bunab’dan ayrılıyoruz. Meraga’ya gelerek, Nader ve Heydar Tebriz’e gidecek olan ilk araca biletimi alıyorlardı. Yani ben giderayak yine yapmışlardı yapacaklarını. Bileti almalarına engel olsam da kabul etmeyerek biletimi alıyorlar ve beni Tebriz’e gidecek olan otobüse bindiriyorlardı. Helallik vaktiydi. Birbirimize öyle bir içten sarılışımız vardı ki… Çok mahcup olduğumu, göstermiş oldukları ilgi, alaka ve misafirperverlikleri için teşekkür ettiğimi ve kendilerini de en kısa zamanda İstanbul’a beklediğimi söyleyerek ayrılıyorduk. Otobüsteki yerimi almış camdan Nader ve Heydar’a tuhaf duygular içerisinde el sallıyordum. Otobüs hareket etmiş Meraga’dan yavaş yavaş çıkıyorduk. Gözlerim otobüsün camından dışarıya dalmış, ekilmeye hazır sapsarı toprakları izleye izleye Tebriz’e doğru yol alıyordum.

Tebriz’e saat 11:00 sularında geldim. Şehirde biraz oyalandıktan sonra hava limanının yolunu tuttum. Kısa bir beklemeden sonra güzel anılar, harika dostlar kazanarak uçağıma bindim ve İran’dan, bize çok yanlış anlatılan o misafirperver ve iyi insanların yaşadığı komşu ülkeden ayrıldım.

Düşüncelerinizi yazın, merak ettiklerinizi sorun...

Yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı buraya giriniz.