Tiran‘dan başlayan yolculuğum yaklaşık üç saat sonra Ohri‘de son bulmuştu. Balkanlar seyahatimin beşinci ülkesi olan Kuzey Makedonya‘ya da Ohri ile giriş yapmış bulunuyordum.

Ohri’de kalacağım iki gün boyunca konaklamak için bütçeme uygun hostelin henüz Tiran’da iken rezervasyonunu yapmıştım.

Struga’da inip yolun kalan kısmını otostop ile devam ederek Ohri’ye vardığımda beni getiren aracın şoförü şehrin kuzeyinde kalan terminal bölgesinde indirmişti. Telefonumdan Maps.me uygulamasını açarak rezervasyon yaptığım hostelin adresine bakıyordum. Neyse ki hostelin bulunduğu noktaya çok yakın bir mesafedeydim. Yaklaşık beş dakikalık bir yürüme sonrasında hostele varmıştım. Ohri’de Hostel Valentin’de kalacağım. Müstakil, iki katlı eski bir yapı. Bahçeye bakan ön cephenin balkonunu renk renk begonviller süslüyordu. Sanki minik bir botanik bahçesiydi. Bahçede bir de salıncak vardı. Görece çok hoş bir yerdi.

Hosteli kendi adını verdiği Bay Valentin işletiyordu. 40 yaşlarında olmasına rağmen saçları kısmen kırlaşmış ve biraz kamburu çıkmıştı. Fakat oldukça güler yüzlüydü. Benimle ilk günden, ayrılacağım güne kadar olan zamanda sürekli ilgilenmişti. Teklif ettiği tüm kahve ikramlarını geri çevirmiyordum. Hatta Ohri’deki son günümde gece geç saatlere kadar verandanın altında Bay Valentin ile kahvelerimizi yudumlayıp keyifli bir sohbet etmiştik.

Ohri’ye öğlen saatlerinde varmıştım. Direkt hostele gelerek girişimi yapmış ve odama yerleşmiştim. Çantamdaki elbiselerimi çıkarıp havalandırdım. O esnada yol yorgunluğunu biraz olsun üzerimden atmak için güzel bir duş aldım. Daha sonra Ohri gezime başlamak için kendimi bu şirin şehrin sokaklarına bıraktım…

Beyaz saçlı, yaşlı bir amcanın bana doğu yaklaşıp “nerelisin?” diye sorduğunda, Ohri’nin Eski Kent bölgesinde Ayasofya Kilisesi’ne bakan bir kafede oturmuş gezi notlarımı karıştırıyordum.

Henüz yeni gelen kahvemden bir yudum aldıktan sonra cevap verdim. “Türkiye.”

Ohri Kahvesi

“Ah! Türkiye. Ne güzel bir yer. Ben Ohriliyim. Hayatım boyunca burada yaşadım ve geriye kalan ömrümde de burada yaşamayı planlıyorum” dedi amca.

Ağır-aksanlı, her ne kadar kötü olsa da birkaç kelime Türkçe ile cevap vermişti.

Sözlerine devam ediyordu…

“Buranın güzelliğine hayranım ve hiçbir zaman buradan ayrılmak istemiyorum. Sen Tanrı’nın ülkesindesin evlat. Ohri, Makedonya’da özel olarak inşa edilmiş bir şehirdir. Ve Tanrı Ohri ile yaratıcılığını burada pekiştirmiştir. Eminim Türkiye’de de tıpkı Ohri gibi güzel şehirler vardır?”

Yorgun bir gülümsemenin ardından oldukça dinç bir ses tonuyla;

“Ohri’ye hoş geldin evlat!” diyerek yanımdan ayrıldı.

Ohri beni bu güzel insan ile karşılamıştı. Tebessüm eden yaşlı bir bey amca Ohri’ye hoş geldin demenin bir başka lütfunu göstermişti bana.

Ohri’ye Nasıl Gidilir?

Kuzey Makedonya, Balkanlar’ın ortasında küçük bir ülke. Ve bu ülkenin şüphesiz en güzel yeri de Ohri Gölü ile özdeşleşen Ohri’dir. Tüm büyük Kuzey Makedon şehirlerinden Ohri’ye ulaşmak çok kolay ve ucuzdur. Yunanistan, Kosova, Sırbistan ya da Arnavutluk‘tan bu şehirlere ulaşım mevcut. Yüksek turizm sezonunda, Üsküp, Bitola veya Struga’dan çok sayıda saat başı otobüs bulunuyor. Üsküp’ten Ohri’ye ulaşmak otobüsle yaklaşık 4 saat sürüyor ve yaklaşık 500 MKD (8.50 EUR / 10 USD) ücrete tabidir.

Üsküp’ten Ohri’ye her saat başı otobüs olsa da, yaz sezonu boyunca aşırı talep olduğu için önceden rezervasyon yaptırmak gerekir.

Ohri’ye olan ulaşımımı otobüs ile yapmıştım. Tiran’dan başlayan yolculuğum 3 saat sürmüştü. Kişi başı 13 EUR ödeyerek Tiran’dan Ohri’ye ulaşım mümkün.

Ohri’de İlk İzlenimlerim

Ohri’deki otobüs istasyonu ve çevresi pek göze hitap etmiyor. Eski, gri komünist dönem binaları, bozuk yollar ve kaldırımlar. Tıpkı Saraybosna‘daki istasyonun etrafı gibi. Tehlikeli görülebilir, ama endişelenmeyin, öyle değil! Ohri şehir merkezine ve göle ulaşmak için yaklaşık on beş dakika yürümeniz gerekecek. Yalnızca düz bir yolu takip etmek zorunda olduğunuzdan dolayı merkeze ulaşmak çok kolay. Ohri otobüs terminalinden şehir merkezine giden halk otobüsleri bulunmuyor. Bu yüzden yürümek istemiyorsanız çok pahalı olmayan bir taksiye ihtiyacınız olabilir.

Şehir merkezine ne kadar yakın olursanız o kadar güzel olur. Kasvetli beton bloklar kademeli olarak yerini Osmanlı mimarisinin tipik güzel evlerine bırakıyor. Balkanlar’ın bu bölgesinde, diğer Balkan şehirlerinde göreceğiniz her şeyden kesinlikle çok etkileyici ve farklılar.

Kahvemi bitirip kafeden ayrıldığımda ilk olarak şehrin ana meydanına geldim. Burası Ohri’nin kalbi. Şehrin her noktası buraya çıkıyor.

Ayrıca Okuyun: Tiran’dan Ohri’ye Nasıl Gidilir?

Ohri Eski Kent Meydanı

Ohri küçük olduğu için her yeri sadece yürüyerek görebilirsiniz. Otantik, kendine özgü mimarisi ve nefes kesen doğal çevresiyle bu şirin kasabayı çok sevmiştim. İlk başta Ohri’nin beni hayal kırıklığına uğrattığını düşünsem de Ohri Gölü’nü gördükten sonra bu düşüncem tamamıyla değişmişti. Yezd, Tiflis ve Mostar‘da aldığım keyfi burada da alıyordum. Şaşırtıcı bir ahenge sahipti. İtiraf etmeliyim ki Ohri’ye tekrar tekrar gitmek isterim!

Ohri Eski Kent Meydanı

Ohri’nin ana meydanı 10. yüzyıldan kalma eski bir Türk köyünün tipik bir cazibesine sahiptir. Küçük çarşılar, mağazalara, yerel restoranlar ve kafeler her yerde. Ucuz ve kaliteli bir yemek arıyorsanız meydan çevresinde yer alan restoranlarda bulabilirsiniz.

Öğlen sıcağı ve yoldan gelmiş olmanın verdiği yorgunlukla karnımda iyiden iyiye acıkmıştı. Meydanın sağında kalan yol üzerinde sıralı restoranlar vardı. Çalışanların hepsi Türkçe biliyorlardı. Yoldan geçen turistleri içeri buyur etmek için İngilizce-Türkçe sesleniyorlardı. Hangi birine gideceğimi şaşırmıştım. Neyse ki gözüme ilişen bol çeşitli ve ekonomik bir menü sonrası yerimi almıştım.

Sıralı restoranlar yaz aylarında masa ve sandalyeleri dışarı atıyorlar. Sürekli çalışan aspiratörler de serinlemeniz için imdadınıza yetişiyor.

Ohri Yürüyüş Yolu

Kendime güveçte kuru fasulye ve porsiyon köfte söyledim. Ekonomik olmasının yanı sıra oldukça da lezzetliydi.

Karnımı güzelce doyurduktan sonra tekrar Ohri’yi gezmeye koyuldum. Restoranların olduğu sokakta hediyelik eşyalar satan butik dükkanlar da yer alıyor. Buradan kendinize Ohri’ye özgü hediyelik eşyalar satın alabilirsiniz.

Eski Kent Bölgesi

Eski şehir, en güzel Osmanlı evlerini ve Bizans kiliselerini görebileceğiniz yerdir. Bir gün boyunca Ohri Eski Kent bölgesini ziyaret etmek ve çok keyifli bir yürüyüş yapmak için idealdir. (Ohri Gölü ve sahil bölgesi için ikinci bir gününüz mutlaka olmalı!)

Ohri Eski Kent Evleri

Eski şehir, Ohri’deki tüm turistik yerleri görmenin en kolay yoludur: Gölün kıyısında, limanı göreceksiniz ve buradan, gölün berrak suları ile birlikte şehrin güzel manzaralarını seyredebilirsiniz. İleriye doğru yürüdüğünüzde, etkileyici 11. yüzyıl Ayasofya Kilisesi’ni göreceksiniz.

Dar ve dolambaçlı caddeyi takip edip ana plajlar ve barların olduğu gölün kıyısına çıkacaksınız. Güneşlenmek ve yüzmek için burada kalmanızı tavsiye ederim.

Şimdi ise, Ohri’nin ana cazibe merkezi olan 13. yüzyıldan kalma St. John Kaneo Kilisesi’ni göreceksiniz. Gölün tamamına bakan güzel bir uçurumun tepesine çıkın ve göreceğiniz manzaranın keyfini sürün. Ormanlık alanda çok yakın bir yerde arkeolojik sit alanı bulunmakta ve -yerel olarak Plaoshnik- tarihte oldukça önemli bir yer: Kiril alfabesinin yaratıldığı ve 10. yüzyılda ilk Avrupalı üniversitenin kurulduğu yer. Plaoshnik’in en etkileyici yapısı, 9. yüzyıldan kalma St. Pantelejmon Kilisesi’dir. Plaoshnik’e girmek için 2 EUR ücret talep ediliyor.

Plaoshnik’ten Ohri Kalesi’nin bulunduğu tepeye çıkın. M.Ö. 3. yüzyıldan kalma savunma duvarlarının bulunduğu kale bölgesi şimdilerde 10. yüzyıla dayanan yapılara sahip. Ohri şehrini tüm açıdan muhteşem manzaralar eşliğinde buradan izleyebilirsiniz. Kaleye giriş ücreti 1,50 EUR’dur.

Ohri Eski Kent Bölgesi Ev Manzaraları

Kaleden antik Yunan amfi tiyatrosunu göreceksiniz. Kaleden amfi tiyatroya giden yol var. Burayı da ziyaret edin. Üstelik bedava! Yakınlarda Ohri’nin en güzel sokak manzaraları ve 13. yüzyıldan kalma St. Bogorodica Perivlepta Kilisei var. Burayı da gördükten sonra tekrar şehir merkezine geri dönerek diğer tüm sokakları keşfe çıkabilirsiniz.

Ayrıca Okuyun: Ohri Gezilecek Yerler

Ohri Gezi Notları

Ohri ana meydanda yer alan lokantalardan birinde öğlen yemeğimi yedikten sonra göle inen yol üzerinde bulunan çarşı yerini dolaşmaya başladım. Ohri çarşısı parke taşları ile örülü, karşılıklı envaiçeşit ürünlerin, hediyelik eşyaların satıldığı renkli ve capcanlı bir yer. Birkaç Türk markasına da rastlamıştım. Yaklaşık 1 kilometrelik yürüyüş yolu bir hayli kalabalıktı. Yaz sezonu olduğundan dolayı dünyanın dört bir tarafından turistler akın etmişlerdi. Ancak Arap popülasyonunun fazla olduğunu fark ettim. Ayrıca bazı küçük Türk kafilelerine ve ailelerine de rastladım.

Çarşının sonu sizi Ohri Gölü’ne çıkaracak. Yolun sonuna geldiğinizde ufak bir meydan sizi karşılayacak. Meydanın çevresi kafelerle donatılmış ve ufak bir park alanı da mevcut. Kafelerin hepsi dolu, masa ve sandalyeler dışarıya taşmıştı. İnsanlar kahvelerini yudumluyor, keyif çatıyorlardı.

Ohri Çarşısı Kafeleri

Ohri Gölü artık tam olarak karşımdaydı. Masmavi ve berrak suların ardında puslu dağ manzaraları muhteşem bir görünüme ev sahipliği yapıyordu.

Göl kenarında dolaşırken hareket etmek üzere olan bir tekne görüyorum. Tekneye binmek üzere olan bir kafile var. Başlarındaki rehber insanlara yapması gerekenleri anlatıyordu. Belli ki gölde gezintiye çıkacaklar. Yanlarına doğru yaklaştığımda Türkçe konuştuklarını işittim.

Ohri Tekne Turu

Tam bu esnada gölde bir tekne turuna çıksam, etrafın güzel fotoğraflarını bir bir çeksem diye düşlüyordum. Tevafuk bu ya! Tam da bu esnada Türk bir kafileye rastlıyordum. Tekne de hareket etmek üzereydi. Hızlı adımlarla rehberin yanına yaklaştım ve selam verdim kendisine. Kendisine yaptığım işlerden bahsettim, Ohri’ye gelerek burayı gezmek ve sonrasında yazmak amacında olduğumu söyledim. “Eğer mümkünse ve sizin için de sorun olmayacaksa kafilenin arasına karışıp tekne ile göl gezintisine ben de çıkabilir miyim?” diye sordum. Rehber, “atla bakalım” deyince o an ki sevincimi görmeliydiniz. İnsan yeter ki olumlu düşünsün, pozitif olsun. İyi düşünceler bir bumerang gibi dönüp dolaşır ve sizi bulur…

Ohri Tekne Turu

Teknedeki yerimi almış ve masmavi Ohri Gölü’nün derinliklerine doğru gitmeye hazırdık! Limandan ayrılır ayrılmaz bir yandan fotoğraflar çekiyor, bir yandan da rehberin Ohri Gölü hakkında verdiği bilgilere kulak kabartıyordum. Yaklaşık 45 dakika süren keyifli bir göl gezintisi yapmıştık. Bu turun normalde 10 EUR olduğunu öğrendiğimde ve ücretsiz bir şekilde bu aktiviteyi gerçekleştirmiş olmam da Ohri’de unutamayacağım anıların arasında yerini böylelikle almıştı.

NOT: Ohri Gölü hakkında detaylı tüm bilgileri “Ohri Gezi Rehberi” başlıklı yazımda sizlere anlatıyorum.

Tekne limana yanaşmıştı. İnmek üzereyken rehbere içtenlikle teşekkürlerimi ilettim. Kendisi akıcı bir şekilde Türkçe dilini konuşabiliyordu. Zaman zaman Türkiye’ye de geliyormuş. Türkiye’den gelen turist kafilelerine de rehberlik yapıyormuş.

Tekneden ayrılır ayrılmaz liman bölgesindeki küçük meydanda müzikli bir geçit töreni ve gösterisi olduğunu gördüm. Etraf rengarenk, kalabalık ve capcanlıydı. Bu eğlence de neyin nesidir diyerek yanlarına yaklaştığımda Balkanlar yöresinin, içlerinde Hırvatistan, Slovenya gibi ülkelerin de olduğu yerel halk oyunları gruplarının geleneksel oyunlarını icra ettiklerini gördüm. Böylesine renkli bir etkinliğe denk gelmiş olmamın verdiği mutlulukla kalabalığın arasına karışarak gösterileri büyük bir keyifle yaklaşık 1 saat kadar izledim. Sloven ekibin geleneksel oyunları ve yöresel kıyafetleri çok hoşuma gitmişti. Hatta gösteri sonrası da fotoğraf ricamı büyük bir incelikle kabul ederek bu anı ölümsüzleştirmiştim.

Ohri Müzik Festivali

Gösteri son bulduktan sonra Ohri Gölü kıyısında keyifli bir gezintiye çıktım. Yer yer taşlık olan Ohri sahilinde yerli ve yabancı turistlerin güneşlendiğini ve gölde yüzüyor olduklarını gördüm.

Ohri Gölü'nde Yüzenler

Etraf hakikaten çok canlı. Her köşeden bir kahkaha ve müzik sesleri geliyordu. Ohri’deki bu ilk günüm hayli keyifli geçmişti. Saat akşamüzeri 19:00 suları. Tekrar şehrin ana meydanına çarşı boyunca yürüyerek çıktım. Burada tekrar lokantaya giderek bir şeyler yedim. Hava kararmak üzereyken çarşıda vakit geçirmek istedim. Şehrin akşam karanlığında olan hayatını da görmekti amacım. Güneş yerini tatlı bir serinliğe bırakmış, gündüz olan kalabalık akşam daha da bir artmıştı. Tüm kafeler tıka basa dolu, yollar insan seliydi. Müşteri çekmek için bağıran esnafların sesine yoldan geçen insanların sesleri karışıyordu.

Tiran’da sabah erken kalkmıştım. Sonrasında 3 saatlik dolambaçlı bir yol ile Ohri’ye varmıştım. Varır varmaz hostele yerleştikten sonra kendimi Ohri’nin sokaklarına bırakmıştım. Bugün bir hayli fazla yürümüştüm. Üstelik güneş tam tepedeyken! Yorulmuştum. Ohri’nin akşamını da gördükten sonra artık hostele gitme ve dinlenme vaktidir diyerek şehir merkezinden ayrılıyordum. Yarın da Ohri’de olacağım için tam gün kalan diğer yerleri gezecek ve kalan vaktimi doğaçlama bir şekilde sokak aralarında keşfe çıkarak değerlendireceğim.

Hostele vardığımda gece saat 22:00 sularıydı. Bay Valentin’in bahçede olduğunu gördüm. Kendisine selam verdim, çok yorgun olduğumu ve direkt uyuyacağımı söyledim. Muhabbet edecek halim yoktu. Yarın son gece Bay Valentin ile sohbet etmek istediğimi kendisine söyleyerek odaya çıktım. Güzel bir duş sonrası, Ohri’de geçirdiğim ilk günkü izlenimlerimi bilgisayarda yazdım. Daha sonra Ohri’de ilk günümü deliksiz bir uyku ile sonlandırdım.

Ohri’de 2. Gün

İnsan her şeyden önce kendisi için yazmalıdır. Her gün biraz biraz… Her gece başımı yastığa koyduğumda zifiri karanlığın sessizliğinde zihnimde taşan kelimeler birer birer kanatlanıp odamın içerisinde uçuşuyor ve sonra gelip kağıdıma konuyorlar.

İyi yazmak için ilham mı gerekir dersiniz yoksa çok kitap okumak mı? Elbette bir yazmayı seven biri için bu ikisi de gereklidir. Ancak, insan biraz sessizliğe ve yalnızlığa da ihtiyaç duyar. Yalnızlık bazı zaman çoğu şeye iyi gelir derim. İnsanoğlu kendi iç dünyasını sorgulaması için zaman zaman yalnızlığa ihtiyaç duyar. Bazen kendini dinlemek, bazen hiçbir şeyi umursamadan yazmak, bazen gülmek, bazen hüzünlenmek… İşte o zaman iyi yazmak için ne bir ilhama ne de çok kitap okumaya ihtiyaç duyarsınız. Belki de kimilerine bir kadeh şarap, sarılmayı bekleyen az biraz tütün ve kısık seste çalan duygu yüklü müzik de ilham verebilir.

Ohri’deki ikinci günümün sabahında hostel sahibi Bay Valentin ile bahçede birlikte kahvaltı yapmıştık. Kendimizden bahsetmiş, Ohri’den ve yollardan konuşmuştuk. Bay Valentin, Avrupa‘da çoğu ülkeyi gezmişti. Gezmenin ve görmenin muhteşemliğinden bahsediyordu.

Konuşma sırası bana geldiğinde o sıra çayımın bittiğini gören Bay Valentin çayımı tazeliyordu. Bu esnada ben anlatıyor, Bay Valentin ise dikkatle dinliyordu.

Konuşmamı bitirmek üzereyken Bay Valentin araya girerek,

“Senin yol anılarını yazabilmen için sessiz bir yere ihtiyacın var. Diğer kişilerle gürültü içerisinde kalmanı istemiyorum” dedi.

Ve o gün sağ olsun Bay Valentin bana bu odayı uygun görmüştü. Üstelik bu gece için benden herhangi bir ücret de talep etmemişti.

Ohri'de Eski Evin Odası

Hostel binasından ayrı tek katlı müstakil bir evin sade odası. Sadeliği ve onu tamamlayan ahşap dekorları hem sevmişimdir. Gece geç saatlere kadar bu sadeliğe kayıtsız kalmayarak ve sessizliğin verdiği keyif ile burada, bu odada, memleketten çok uzaklarda kelimelerimle baş başa iyi bir vakit geçirmiştim.

Güzel bir kahvaltı ve keyifle geçen sohbet ile saati neredeyse öğlen yapmıştık. Saat 12:00 civarı kahvaltı ve sohbetimizi sonlandırarak Bay Valentin günlük işlerini yapmaya koyuluyordu ben ise Ohri’deki son günümü değerlendirmek için tekrar dışarıya çıkıyordum…

Dün şehrin görülmesi gereken hemen hepsini görmüş ve fotoğraflamıştım. Bugün yalnızca yavaş ve bol bol gözlem yaparak gezeceğim. Ayrıca İstanbul‘dan arkadaşım Yasin’in Balkanlar gezisinde Ohri’de iken tanıştığı Hacı Durgut Camii imamı Ömer Hobol ile görüşeceğim.

İlk iş şehrin ana meydanına gitmek oldu. Burada biraz çarşıyı dolaştım. Daha sonra Ömer Hobol ile telefondan iletişime geçerek çarşıda buluştuk.

Ohrili İmam Ömer Hobol

Ömer, Ohrili olduğu için şehrin gizli kalmış yerlerini sayesinde görme fırsatı bulmuştum.

Ohri Gölü’nün pek az gidilen yerlerine gitmiş farklı açılardan gölün manzaralarını görme şansı bulmuştum. Hava epey bir sıcaktı. Ömer ile biraz yürüyor daha sonra bulduğumuz gölge bir yerde dinleniyorduk.

Ohri Gölü Manzarası

Şehri yerlisi ile gezmenin bir avantajı da Aziz Yuhanna Kilisesi’ne ormanlık alandan yürüyüp farklı bir açıdan bakma şansını yakalamış olmamdı.

Ömer ile eski kent bölgesinde Arnavut taşlarla örülü dar sokakları adımlarken görmemi istediği bir yer vardı. Bulunduğumuz sokakta olunca da girelim dedik. Yaklaşık 100 yıllık bir atölye burası. Çeşitli kara kalem çalışmalarının yapıldığı, kağıt baskılarından harikalar yaratan Ohrili eski bir toprağın ekmek teknesi.

Ohrili Esnaf

Ohrili emektar ağabey bizleri güler yüzüyle karşılayıp içeriye buyur etti. Daha sonra 100 yılı 10 dakikaya sığdırırcasına hemen her şeyden bahsetti. Çalışmaların nasıl yapıldığı, boya teknikleri ve yine emektar baskı makinesini anlattı.

Baskı Makinesi

Buradan ayrıldıktan sonra tekrar Ohri çarşısına döndük. Ohri’ye henüz gelmeden önce arkadaşım Yasin’in mutlaka gitmemi istediği Tetka adında bir kadın vardı. Kendisi çarşı yerinde küçük bir dükkana sahip. Kuzey Makedonya’ya özgü çeşitli hediyelik eşyalar satıyor. Neden mutlaka uğramam gerektiğini sorduğumda ise Yasin’in anlattığı Tetka’nın hikayesi beni çok derinden etkilemiş ve bir o kadar da hüzünlendirmişti.

Ohrili Tetka

Biliyorum Tetka’nın hayat hikayesini merak ediyorsunuz ancak bunu yazmamın doğru olmayacağını düşündüm. Zira, kimi kötü niyetli insanlar Tetka’nın hikayesi üzerine Ohri’de yanına gidip o unutması zor olan anları tekrar kendisine hatırlatır ve Tetka’yı üzerler diye bunu yazmamam gerektiği daha isabetli olacağı düşüncesine vardım.

Aşağı göle doğru inip birkaç fotoğraf çektim. Tam da bu esnada yollardan topladığım hikayelere bir yenisini daha eklemiş oldum.

Huzeyfe… (Sağımda) Türkiye İzcilik Federasyonu’nda lider izci kardeşlerimizden biri. Devletimizin desteği ile ata yadigarı Balkan topraklarına bir ziyaret gerçekleştiriyorlarmış. Türkiye’nin farklı şehirlerinden toplamda 4 otobüs, 150 izci. Bizimkiler dışında Kalkandelen, Novi Sad, Arnavutluk ve Manastır’dan da izciler varmış.

Öğlen saat 14:00 civarıydı. Ohri Gölü kıyısında fotoğraf çekerken denk geldik Huzeyfe ve ben. Ayaküstü tanıştık. Huzeyfe aynı zamanda Fen Bilgisi öğretmeni olduğunu söylüyordu.

Ohri Gölü Manzarası

Ben ise beş yıldır tam zamanlı gezdiğimi, İran çalışmaları yaptığımı ve şimdi de Balkan ülkelerine gelerek web sitem olan hadigez.com da Balkan gezi rehberi oluşturmak için burada olduğumu söyledim. Kendimden bahsettikten hemen sonra ise Huzeyfe “fakat ben sizi tanıyorum” dedi. Sitenizden İran yazılarınızı okumuştum ve Messenger üzerinden İran hakkında merak ettiklerimi cevaplamıştınız.

İran hakkında yaklaşık üç yıldır yüzlerce insanın sorularını yanıtladım, onlarca insanın İran’a olan bakış açılarını değiştirip ülkeye gitmesine yardımcı oldum.

Genelde geriye dönük yazışmaları tutarım. Açtım Messenger’ı ve Huzeyfe ile olan yazışmamı aradım. Hakikaten kendisiyle yazışmışız. Şu işe bakın… Huzeyfe ile olan tanışmamız da Ohri’de nasip olmuştu.

Hayatın farklı yerlerde, farklı insanlarla bana yaşattığı bu güzel sürprizler için çok mutlu ve minnettarım. İnsanlar boş yere karşımıza çıkmazlar. Her insan bir hikaye, bir kitaptır. Okumasını bilene…

Çarşı yolundan yukarıya şehrin meydanına çıktığımızda ise bando sesleri ile irkildik. Sonra gördük ki Türk bayrakları, Makedon, Arnavutluk, Karadağ bayrakları dalgalanıyor olduğunu. Göl kenarında karşılaştığım Huzeyfe ve ekibi olmak üzere diğer ülkelerin izci toplulukları Ohri’ye çıkarma yapmışlardı.

Ohri'de Türk İzciler

Burada bir süre izci ekibinin geçiş törenini izledikten sonra yine ana meydan üzerinde yer alan Türk yemeklerinin olduğu restoranlardan birine girdik. Ömer ve ben burada kendimize birer porsiyon köfte söyleyip afiyetle yedik.

Ohri Restoran

Akşam üzeri saat 17:00 olmuştu. Ömer’in işleri olması nedeniyle erken ayrıldık. Ohri gezime vakit ayırıp eşlik ettiği için kendisine teşekkür ederim.

Çarşıda bir süre dolaştıktan sonra ben de saat 18:30 civarı hostelin yolunu tuttum. Yarın yolculuk Üsküp’e. Bu yüzden biraz dinlenmeliyim. Hostel’e vardıktan sonra Bay Valentin ile tekrar bahçede saat 21:00’e kadar oturup lafladık. Ardından odama geçerek önce güzel bir duş aldım ve sonra Ohri gezi notlarımı yazmaya koyuldum. Ohri’de son günümü de böylece tamamlamış bulunuyordum.

NOT: Eğer Ohri’den sonra Üsküp’e geçecek olursanız Hostel Valentin’in diğer bir şubesi de Üsküp’te yer almaktadır. Ohri’de burada kalır ve Üsküp’e geçtiğinizde yine aynı şekilde Hostel Valentin 2’de konaklamanızı yaparsanız cüzi bir miktar indirim ve Matka Kanyonu için otobüs kartı alabilirsiniz.

Ohri gezim böylece son bulmuş ve ertesi günün sabahı ilk otobüs ile Üsküp’ün yolunu tutmuştum.

Ohri hakkında detaylı tüm bilgileri “Ohri Gezi Rehberi” ve gezilecek yerleri de “Ohri Gezilecek Yerler” adlı iki farklı yazıda sizlerle paylaşıyorum.

Hadigez.com’da seyahat etme tutkumu yazılı olarak paylaşmaya ve sizin de bu harika dünyayı keşfedebilmeniz adına yardımcı olmaya çalışıyorum. Tecrübelerime dair değerli seyahat ipuçları, gezi rehberleri ve videolar sunarak sizin de seyahat etmenizi kolaylaştırmak istiyorum. Beni YouTube ve Instagram'da takip edebilirsiniz. Gelin arkadaş olalım...

Yazıya ilişkin düşüncelerinizi yazabilir, merak ettiklerinizi sorabilirsiniz.

Yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı buraya giriniz.