Balkanlar gezimin ikinci ülkesi Bosna Hersek ve üçüncü durağı olan Saraybosna’ya akşam saat 20:30 civarında inmiştim. Saraybosna’ya olan ulaşımım hakkında yazdığım Novi Sad’dan Saraybosna’ya Nasıl Gidilir? yazıyı okuyabilir ve ulaşım hakkında detayları bilgi sahibi olabilirsiniz.

Saraybosna Gezi Notları

Saraybosna’da iki tane otobüs terminali bulunuyor. Diğer ülkelerden gelen otobüsler şehrin batı terminali yani Istocno’ya giriyor. Bosna Hersek şehirlerarası otobüsler ise şehrin doğu terminaline giriş yapıyor. Doğu terminali şehir merkezi olan Başçarşı’ya yakın. Ancak, Istocno (doğu terminali) şehir merkezinden bir hayli uzakta.

Burada dikkat etmeniz gereken bir nokta var. Henüz yola çıkmadan otobüs şoförüne; “terminale gelmeden çarşıya yakın müsait bir noktada indirir misiniz?” diye sorun…

Bu bilgi İnternette mevcutmuş ancak ben yola çıktıktan sonra ne yazık ki bu durumu öğrenmiştim. E, hal böyle olunca akşam karanlığı olmak üzereyken Saraybosna doğu terminaline indim. Üzerimde Bosna Markı yok! Terminalin çıkışında taksi durakları var. Oraya doğru yöneldim ve bir-iki taksi şoförüne; “Bosna markı olmadığını fakat şehir merkezine beni götürürsen orada parayı değiştirebilir ve sana ödeme yapabilirim” dedim fakat kabul etmedi.

Saraybosna Başçarşı Meydanı

Hava kararmak üzere… Açtım maps.me uygulamasını ve Başçarşı’ya giden yol üzerine çıktım. Yaklaşık 10 dakika otostop çektim fakat hiçbir araç durmadı. Üstelik hafiften yağmur da çiseliyor. Tekrar gerisin geriye döndüm terminale. Burada çalışan birkaç kişiye Başçarşı’ya nasıl gidebilirim diye soru sordum. Kendileri, terminalin 3 sokak arkasında troleybüslerin kalktığı durağı işaret ettiler. Kendilerine teşekkür ederek hızlıca troleybüslerin kalktığı durağın yolunu tuttum. Yağmur biraz hızlanmış ince ince yağıyordu…

10 dakikalık bir yürüyüş sonrası troleybüslerin olduğu durağa gelmiştim. Burada yalnızca troleybüsler değil aynı zamanda halk otobüslerinin de kalkıyor olduğunu gördüm. İlk olarak kalmak üzere olan troleybüse bindim ve şoföre şehre yeni geldiğimi ve biletimin olmadığını söyledim. Ancak bu şekilde binmeme izin vermedi. İçeride 5-6 yolcu vardı. Kendilerinden rica ettim biletlerini paylaşabilirler mi diye fakat derdimi anlatamadım. İngilizce de bilmiyorlardı. Seni anlamıyoruz dercesine başlarını iki yana çeviriyorlardı.

Şoför açtı çeviri uygulamasını ve bir şeyler yazmaya başladı. Çeviriden anladığım kadarıyla 5 dakika sonra sarı otobüslerin geleceğini ve onunla Başçarşı’ya gidebileceğim yazıyordu. Teşekkür ederek troleybüsten indim.

Durakta ufak bir hareket amirliği yazıhanesi var. Oraya yöneldim ve çalışan kişiye durumu anlattım. Başçarşı’ya gitmek istediğimi ancak üzerimde Bosna markı olmadığını söyledim. Kendisi bu durumu leyine çevirircesine üzerimdeki euro yu Bosna markına çevirebileceğini söyledi. Çat-pat İngilizce konuşuyordu. Cebinden bir miktar Bosna Markı çıkardı ve 1 euro ya karşılık bu kadar para veririm diyordu. Bu durumdan biraz işkillendim. Verdiği mark çok çok düşüktü. 10 euro karşılığında 12 KM vermişti. (şehir merkezine gelip günlük kurları öğrenince iyi ki paramı çevirmedim diye söylendim içimden)

Teklifini kabul etmediğimi nazikçe kendisine söyleyerek gelmek üzere olan otobüsü beklemeye koyuldum. Yağmur hafiften yağmaya devam ediyor. Üstü kapalı olan durağa geçtim. 2 dakika sonra beklediğim otobüs geldi. Hızlıca otobüse yönelip şoföre tebessüm ederek şehre yeni geldiğimi ancak üzerimde ne bir para ne de bilet olduğunu söyledim. Sağ olsun kabul etti. Ancak bir uyarısı vardı. Bu uyarı yalnızca Bosna Hersek’i değil tüm Balkan ülkelerini ziyaret edecek olan herkese…

Balkan ülkelerinde toplu taşımaları kullandığınız zaman cihazlara bilet okutmamazlık yapmayın. Belki 2-3 TL kar yaptım diye sevineceksiniz fakat Balkan ülkelerinde neredeyse her 5-6 durakta bir otobüs, tramvay ve troleybüslere aracın her üç kapısından üç bilet kontrol görevlisi biniyor. Biletlerinizi bir cihaza okutuyor ve kullanmadığınızı gördükleri an basıyorlar cezayı…

Şoförün bu uyarısı sonrası biraz tedirgin olmuştum. Fakat şoför; “bana yakın bir yerlerde otur ve ileride bilet kontrol memurları geldiğinde durumu anlatırız” diyordu… Biraz rahatlamıştım.

Duraktan çıktık gidiyoruz. Son durak Başçarşı… 6 durak gittikten sonra otobüsün üç kapısı da açıldı ve içeriye siyah tişörtlü, ellerinde cihazları olan üç kişi bindi. Kendileri bilet kontrol memurları. Ellerindeki cihaza otobüste bulunan yolcuların biletlerini tek tek okutuyorlardı.

Ön kapıdan binen bilet kontrol memuru bana geldiğinde ise şoförü işaret ettim ve ardından şoföre seslenerek durumu hatırlattım. Neyse ki memurlar şoförün arkadaşıymış ve aralarında bir şeyler konuşup, gülüştüler. Memur bana bakıp tebessüm ederek; “Merhaba, hoş geldin” dedi.

Tüm tedirginliğim bir anda üzerimden gitmiş ve ben de tebessüm ederek kendisine karşılık vermiştim.

Batı terminalden Başçarşı’ya olan otobüs yolculuğu yaklaşık 45 dakika sürüyor. Bu süre, neredeyse her 200 metrede bir durak olması ve otobüsün durmasından kaynaklanıyor. Başçarşıya yaklaşıyorum. Son 5 durak. Tekrar bilet kontrol memurları otobüse bindi ve tek tek yolcuların biletlerini kontrol etti. Şoför ise memura durumumu anlatınca beni pas geçtiler.

Saat 21:50… Nihayet Başçarşı’ya geliyorduk. Son durakta, şoförün geldik demesiyle otobüsten iniyor, inerken de kendisine teşekkürlerimi iletiyordum.

Daha Fazla Okuyun: Novi Sad Gezi Rehberi – Tuna Nehri Kıyısında Pırıltılı Bir Şehir


Yağmur durmuştu. Yerler ıslak ve hava serin. Siz siz olun Balkanlar’a yaz aylarında gelirseniz sırt çantanızda en azından bir tane uzun kollu gömlek veya ince bir polar bulundurun. Hiç demeyin ki yaz ayları, hava sıcak olur ne uzun kollu elbisesi. Balkan şehirleri deniz seviyesinden yüksekte. Zaten şehirlerarası yolculuk yaparken göreceksiniz hep dağ yollarından, yaylalardan geçiyorsunuz. Ben yanıma hiçbir uzun kollu elbise almamıştım. Hava serin ve insan üşüyordu.

Başçarşı merkezde sebilin olduğu yerde paranızı çevirebileceğiniz karşılıklı ExChange ofisleri bulunuyor. Önce bir şeyler yemem gerek… Daha sonra konaklayacak yer bakacağım kendime. 10 euro, 1,95 KM günlük kur üzerinden 19,55 KM aldım kendime. ExChange ofisinin yanında Bosna Türklerinin işlettiği küçük bir yeme-içme dükkanı bulunuyor. Kendileri Sakarya’da yaşayan Bosna Türkleri.

Oraya giderek kendime ekmek arası bir döner ve ayran aldım. Malzemeyi bol koyuyorlar. 🙂 Ayran ise bardakta geliyor. Fazlasıyla köpüklü ve lezzetliydi… Bu atıştırmalıklara 5 KM ödedim.

Bosna Türkü, kış ayları Sakarya’da yaşayan Hacı amca dükkanı işletiyor. Türkçe biliyor. Oğlu Cihan’da dükkanda babasıyla birlikte çalışıyor. Cihan, yaz ayları 2 aylığına Saraybosna’ya geliyormuş. Kendisiyle tanıştım, yarım saate yakın sohbet ettik. Saat gece 22:30 oldu. Kalacak yer halen bulamadım kendime. Cihan’a soruyorum güvenli kalacak bir yer var mıdır diye? Gezginim ve camide bile kalabilirim diyorum ancak Cihan camilerin kapalı olduğunu söylüyordu.

Ben de bunun üzerine Cihan’dan rica ederek sırt çantamın dükkanlarında kalmasını, benim ise gidip kendime kalacak bir yer bakacak olmamı söylüyorum. Sağ olsun ricamı hemen kabul etti ve sırt çantamı alarak dükkana koydu.

Saraybosna'da Tarihi Bina

Ben ise çıktım kendime gecenin bir vakti kalacak yer bakıyorum. Hüsrev Ağa Camii’sine gittim ancak görevlinin gece saat 00:00 da kapatacağını öğrendim. Bunun üzerine sebilin yukarıları, Aliya İzzetbegoviç’in de mezarının olduğu bölgeleri dolaşmaya çıktım. Yol kenarında Türk ismi olan bir otelin tabelasını görüyorum. Tabela yönüne giderek otelin önüne geliyorum…

Hotel Irmak… Saat gecenin 23:00’ı. Resepsiyonda genç bir arkadaş. Selam verip içeriye giriyorum. Şehre yeni geldiğimi, kalacak bir yere ihtiyacımın olduğunu söylüyorum. Ayrıca İstanbul’da yaptığım işler hakkında bahsediyorum. Seyahat yazarı olduğumu ve yurtiçi-yurtdışı geziler yaparak buraları yazı ve videolarla tanıttığımı anlatıyorum. Otelinizde misafir olmak ve bunun karşılığında hazırlayacağım Saraybosna Gezi Rehberi yazımda sizlere de yer vermek istiyorum diye söylüyorum.

Resepsiyonda olan arkadaşın, otel işletmecisinin oğlu olduğunu öğreniyorum. Son kararı kendisinin değil, babasının vereceğini söylemesi üzerine, babasını arıyor ve durumu anlatıyor.

Babasının da zaten 10 dakikaya gelecek olduğunu öğreniyorum. Resepsiyonda bekliyorum. Sağ olsun arkadaş bir çay ikram etti. Bir yandan çayımı yudumluyor, bir yandan da arkadaş ile sohbet ediyoruz. Çankırı’da yaşadıklarını öğreniyorum. Ancak kendileri Bosna Hersek’li. Yaz ayları ailece buraya gelip otellerinin başlarında duruyorlarmış.

Yaklaşık 15 dakikanın ardından otel sahibi otele gelmişti.. Kendisi gayet güler yüzlü ve samimi bir şekilde hoş geldiniz diyordu.

Kendine de bir çay aldıktan sonra oturduk lobide ve birbirimizi tanımaya başladık. Adının Yaşar TUFAN olduğunu öğreniyorum.

Daha sonra ise Yaşar Bey’e Saraybosna’ya neden geldiğimi, İstanbul’da ne iş yaptığımı ve kendileri için de yapabileceğim dijital medya, otel tanıtım vb. işlerin olabileceğini söyledim. Bunun karşılığında ise Saraybosna’da kalacağım 3 gün boyunca otelinize misafir olabileceğim konusunda düşüncelerinizi merak ettiğimi söyledim.

Yaşar Bey sağ olsun, gayet misafirperver bir şekilde, gecenin bu vakti sizi dışarıda bırakmak doğru olmaz buyurun 3 gün misafirimiz olun demişti. Ne yalan söyleyeyim çok sevinmiştim. Yoldan gelmiş, üstelik akşam vakti Saraybosna’ya inmiştim. Eh, biraz da çiseleyen yağmurdan dolayı ıslanmış, güzel bir duşa ihtiyacım vardı. E, haliyle güzel de bir uykuya. Yaşar Bey’e teşekkürlerimi ardı ardına fazlasıyla söylerken, kendisi ise gece geç saat oldu ve aşırı uykusuzum eve geçiyorum yarın sabah görüşürüz diyerek otelden ayrılıyordu…

Resepsiyonda sabahlayacak olan oğluna da teşekkürlerimi ileterek bir koşu otelden çıkıp Başçarşı’ya inerek çantamı bıraktığım lokantaya gidip çantamı alıyordum. Hacı amca ve oğluna da teşekkürlerimi ileterek yine hızlıca otelin yolunu tutuyordum. Otel, konum olarak harika! Sebil’in 5 dakika yukarısında, yürüme mesafesinde.

Otele geliyor ve benim için ayırdıkları odaya kendimi atıyordum. Nefis bir yatak! Nefis bir duş imkanı ve deliksiz bir uyku! Hızlıca bir duş alıyor ve kendimi pamuk gibi yatağa bırakıveriyordum. Uykuya dalmadan önce yarın için bir kritik yapıyorum. Saraybosna gezilecek yerleri hazırlıyor, birbirine yakın olan gezeceğim yerleri haritada kendimce bir rotaya sokuyordum. Şimdi güzel bir uyku zamanı!

Sizlere kısaca Irmak Otel’den bahsetmek istiyorum…

Eski Kent bölgesinde Kovaci Meydanı’nın yakınında bulunuyor. Sebil’den otele yürüme mesafesi yalnızca 5 dakika. Konforlu bir otel. Başta işletmeci Yaşar Tufan bey olmak üzere diğer çalışanlar oldukça misafirperver ve güler yüzlü. Kendinizi evinizde, Türkiye’de hissediyorsunuz.

Yemek ve sabah kahvaltıları da yine Türk usulü! Odaları geniş, Wi-Fi erişimi, TV, gardırop ve çay-kahve yapma imkanlarınız bulunuyor. Tüm odalarda özel banyo mevcut.

Yaşar Bey ve Hotel Irmak çalışanlarına misafirperverliklerinden dolayı teşekkür ederim.


Sabah saat 08:00’da kalkarak önce bir duş aldım ve sonrasında kahvaltıya geçtim. Otelin açık büfe kahvaltısı var. Neredeyse her şey Türk mutfağında bulunan kahvaltılıklar. Kendimi sanki kendi ülkemdeymiş gibi hissetmiştim. Üstelik demleme Türk çayı bile vardı! E, işletmecisi Türk olunca…

Kahvaltıdan sonra saat 09:00 gibi Saraybosna gezime başlamak için kendimi dışarıya attım. İlk durağım elbette Başçarşı, Sebil meydanıydı. Burası şehrin kalbi. Tüm gezilecek yerler de Başçarşı çevresinde toplanmış. Yürüyerek Saraybosna’yı gezebilirsiniz.

Sizlere şimdi Saraybosna’da gezdiğim yerleri, hakkında bilgiler vererek sırasıyla yazacağım. Dileyen bu sıraya göre Saraybosna gezilerini yapabilir. Zaten Başçarşı’dan başlayarak birbirine yakın olan yerleri sırasıyla gezdim. Dolayısıyla sizler de bu sıraya göre şehri gezebilirsiniz.

Daha Fazla Okuyun: Belgrad Gezi Rehberi – Doğu Avrupa’nın İkonik Şehri

Saraybosna Gezilecek Yerler

Saraybosna’da ilk günüm. Burada üç gün geçireceğim. Bu süre boyunca Bosna Hersek tarihini öğrenmek, yeni yerleri gezmek, yeni yemekleri tatmak ve yeni bir kültürü tecrübe etmek için fazlasıyla heyecanlıydım.

Peki, Bosna Hersek’i hiç ziyaret ettin mi? Burada Mostar’ın sessiz güzelliğinden Saraybosna’nın hareketli sokaklarına kadar pek çok seçkin yer var. Bu güzel şehrin kendine has bir atmosferi var. Bosna ve Hersek’teki en sevdiğim şeylerden biri de Saraybosna’daki Başçarşı Çarşısı’nı ziyaret etmek olmuştu.

Saraybosna’yı gezmeye de ilk olarak şehrin kalbi, tüm gezilecek yerlerin merkezi olan Başçarşı’dan başlıyordum.

Başçarşı

Saraybosna’nın Eski Kent bölgesini keşfetmek için harika bir başlangıç noktası olan Başçarşı Meydanı’na (aynı zamanda Güvercin Meydanı olarak da bilinir) gelebilir ve şehri gezmeye buradan başlayabilirsiniz.

Başçarşı, Saraybosna

Başçarşı’nın Arnavut kaldırımlı sokaklarında dolaşın, kendinize bir kahve ya da nargile alın meydanın keyfini çıkarın. Yerli ve yabancı turistleri izleyin, hatta her yerde rastlayabileceğiniz Türkçe konuşmalara kulak kabartın. Eminim Türkiye’den uzakta güzel bir duygu olacaktır sizler için.

Başçarşı’nın olduğu yer şehrin Eski Kent bölgesi. Başçarşı’yı çevreleyen sevimli dükkanları gezebilir, hediyelik eşyalar ve birbirinden güzel biblolara göz atabilirsiniz. Saraybosnalıların yaklaşık yarısı işsiz ve bu yüzden bu güzel ve kadim şehirde biraz para harcamanızı öneriyorum. Bosna Hersek, Dünya Bankası‘na göre dünyadaki en yüksek işsizlik oranına sahip ülke.

Başçarşı Sebil Çeşmesi

Bursa’ya gittiniz mi? Osmangazi’de bulunan Sebil Çeşmesi’ni mutlaka görmüşsünüzdür. Bir muhacir şehri olan Bursa’da 2008 yılında Saraybosna’daki Sebil’in aynısını orijinaline sadık kalınarak inşa edilmiş olması bu iki şehir arasındaki kardeşlik köprülerini gözler önüne seriyor.

Başçarşı Sebili, Saraybosna

Saraybosna’da şehrin her yerine serpilmiş birçok çeşme bulunuyor. Suları temiz ve içilebilir. Ancak şehrin en bilinen çeşmesi kuşkusuz Başçarşı’da bulunan Sebil Çeşmesi’dir. Sebil Çeşmesi bir halk efsanesine sahip. Sebil’den su içenler tekrar bu güzel şehre geliyormuş. Suyu soğuk, taptaze. Kana kana içmiştim. Bu kadim şehre tekrar tekrar gideceğim. Ama suyundan, ama tarihinden, kültüründen. Bu mahzun şehir her defasında ziyaret edilmeyi sonuna kadar hak ediyor.

Sebil etrafında yüzlerce güvercin var. Meydanın değişmeyen müdavimleri. Sebil etrafında yem satan gençler, amca ve teyzeler var. Onlardan yem satın alabilir ve etrafınıza bir anda yüzlerce güvercini toplayabilirsiniz.

Başçarşı Camii

Sebil Çeşmesi’nden 50 metre kadar aşağıya Bakırcılar Çarşısı’na doğru yürüdüğünüzde sağınızda bir cami göreceksiniz. İşte orası Başçarşı Camii. 1529 yılında yapılmış. Durak Camii olarak da biliniyor. Bahçesinde bir şadırvanı mevcut. Ancak ne yazık ki bu camiye giremedim. Restorasyon dolayısıyla kapalıydı.

Bakırcılar Çarşısı

Eski Kent bölgesinde Başçarşı Camii bitişiğinden başlayan bu eski Arnavut kaldırımlı dar ve uzun yürüyüş yolu bakır işlerinin satıldığı pek çok dükkana ev sahipliği yapıyor. Dükkanların yanı sıra hediyelik eşyalar satın alabileceğiniz mağazalar ve kafeler bulunuyor.

Bakırcılar Çarşısı, Saraybosna

Başçarşı’nın en eski caddelerinden biri. Dzeva olarak da adlandırılıyor. Geleneksel Bosna kahve seti veya diğer el yapımı ürünleri almak için şehirdeki en iyi yer olabilir.

Bezistan (Gazi Hüsrev Bey Bedesteni)

Gazi Hüsrev Bey Camii’sine giderken solunuzda Gazi Hüsrev Bey Bezistanı’nı göreceksiniz. 1555 yılında inşa edilmiş. Her iki tarafında ve ortasında girişleri olan, dikdörtgen şeklinde, üstü kapalı bir pazar yeri.

Bezistan, Saraybosna

Mücevherler, saatler, güneş gözlüğü, çanta ve diğer hediyelik eşyaların satıldığı küçük dükkanlarla dolu bir yer. Osmanlı döneminde inşa edilmiş olan Bezistan’ın mimarisi Gazi Hüsrev Bey Camii mimarisi ile benzerliğe sahip.

Taşlıhan

1543 yılında inşa edilmiş. Çatısı kurşun kubbeli bir han. Diğer hanlardan farklı olarak burası ücretsiz. Bezistan’da olduğu gibi burası da tüccarlara ve onların atlarına ev sahipliği yapıyordu. Diğer hanlardan farklı olarak, Taşlıhan bir ticaret yeriydi. Bugün bile aslına sadık kalınarak bir dizi dükkana ev sahipliği yapmakta.

Morica Han

1551 yılında inşa edilmiş. Gazi Hüsrev Bey Vakfı tarafından yaptırılan han günümüze kadar sorunsuz ulaşabilen şehrin tek hanıdır. 16. yüzyılda ticaret kervanları burada konaklayıp ihtiyaçlarını giderirlermiş.

Morica Han, Saraybosna

Kare planlı olan hanın ortasında bir avlu, zemin katları dükkanların olduğu ve atlar için de dinlenme alanlarına sahip. Hanın üst katları ise konaklamak için yatak odalarına sahip. 1957 yılında meydana gelen yangında ağır bir yara alsa da, 1970’li yıllarda aslına uygun olarak yeniden inşa edildi.

Gazi Hüsrev Bey Camii

Gazi Hüsrev Bey tarafından 1531 yılında Mimar Sinan’a inşa ettirilen camii Osmanlı mimarisinin en güzel camii örneklerinden biri. Saraybosna’nın kalbi Başçarşı yakınlarında yer almakta. Camii yakın tarih için önemlidir. Bosna Savaşı sırasında Sırp ordusunun başlıca hedefi bu camiyi ortadan kaldırmaktı. Amaçları elbette Saraybosna’da bulunan geleneksel kültürün izlerini dilmek ve dini eserleri ortadan kaldırmaktı.

Gazi Hüsrev Bey Camii, Saraybosna

1996 yılında aslına sadık kalınarak restore edilen camii bugün özellikle Türk turistler tarafından sıklıkla ziyaret ediliyor. Caminin avlusunda şöyle birkaç tur atın ve mutlaka pek çok Türk turiste rastlarsınız. Avlu içerisinde Gazi Hüsrev Bey türbesi bulunuyor. Ayrıca ana giriş kapısı karşısında da zamanında mektep olarak kullanılan yapı ve hemen yan tarafında da muvakkithane bulunuyor.

Saat Kulesi

Gazi Hüsrev Bey Camii’nin hemen yanında bulunuyor. En önemli özelliği ise, ay takvimine göre işliyor olması.

Saat Kulesi, Saraybosna

Tipik bir Osmanlı dönemi Saat Kulelerinden olan yapının benzerlerini Türk Anadolu şehirlerinde de görebilmek mümkün.

Eski Ortodoks Kilisesi ve Müzesi

Saraybosna’daki Eski Ortodoks Kilise Müzesi, dünyanın en iyi beşi arasında yer alıyor. Paha biçilemez değerli simge ve belgeleri içeriyor. Başçarşı’ya yakın bir konumda yer alan kilise müzesi özellikle içerdiği “Son Akşam Yemeği” tasviri ile görülmeye değer. Tasvir, müzenin duvarında çok önemli ve değerli simgelerden biri.

Gazi Hüsrev Bey Medresesi (Kurşunlu Medresesi)

Yine bir Osmanlı dönemine ait önemli yapılardan biri. Osmanlı döneminden beri işleyişine devam eden medrese değerli eserlerin bulunduğu kütüphaneye ev sahipliği yapıyor.

Kütüphanede çok değerli el yazması eserleri bulunuyor.

Ferhadiye Camii

Bir diğer adıyla Ferhat Paşa Camii, adını aldığı Ferhadiye Caddesi üzerinde yer alıyor. 16. yüzyıl Osmanlı mimarisi örneklerinden biri.

Ferhadiye Camii, Saraybosna

Ferhad Paşa Bosna’nın sancak beyi ve kendisi tarafından inşa ettirilmiş cami. Sırp kuşatması sırasında zarar görmüş ancak daha sonra aslına sadık kalınarak restore edilmiştir.

Ferhadiye Caddesi

Ferhadiye Camii bölgesini adımlarken eski Osmanlı kültürünü ve belki de minyatür bir İstanbul’u gezerken, Ferhadiye Caddesi’ne çıkarak Avusturya-Macar mimarisi görebilirsiniz. İki ayrı kültür!

Ferhadiye Caddesi, Saraybosna

Ferhadiye Caddesi pek çok mağazanın yer aldığı yaya ve araç yolu. Avusturya-Macar mimarisine sahip pek çok binayı burada görebilirsiniz. Sonsuz Ateş’i de burada görebilirsiniz.

Sırp Ortodoks Katedrali

Ferhadiye Caddesi üzerinde Aliya İzzetbegoviç Parkı’nın hemen yanında bulunuyor. 1863-1872 yılları arasında inşa edilmiş.

Sırp Ortodoks Katedrali, Saraybosna

Beş kubbeye sahip. Bizans mimarisi ile inşa edilmiş.

Saraybosna Katedrali

1878 yılında Avusturya Macarlarının Saraybosna’ya varmasıyla birlikte, Katolik topluluğunun sayıları giderek artmıştı. Artan bu sayının dini ibadetlerini karşılayabilmek için bir kilise inşa edilmeye karar verilmişti. Bunun sonucunda ise 1889 yılında katedral inşa edildi. Katedral, Josip Vancas tarafından tasarlandı.

Saraybosna Katedrali

Neo-Gotik mimari tarzını andıran kesme taşlardan inşa edilmiş. 40 metre yüksekliğinde iki kuleye sahip. Bir diğer adıyla İsa’nın Kalbi Katedrali, şehrin ana Katolik Katedrali’dir. 1996-2003 yıllarında Saraybosna’ya yaptığı ziyarette Başpiskoposun evinde kalan II. Papa’ya adanmış bir heykel de katedralin önündeki meydanda yer alıyor.

Sonsuz Ateş

6 Nisan 1946 yılında açılan bir anıt. Saraybosna’nın kurtuluşu sonrası yakılan ateş sonsuza kadar yanacak!

Sonsuz Ateş, Saraybosna

II. Dünya Savaşı sırasında ölen asker ve sivillerin anısına yapılan bu anlamlı anıt Marshalla Tito Caddesi üzerinde yer alıyor.

Ali Paşa Camii

Saraybosna Bölgesi’nde doğan Hadim Ali Paşa tarafından kurulan vakfın bir parçası olan Ali Paşa Camii, Osmanlı İslam mimarisinin güzel örneklerinden biridir. Ali Paşa eğitimini aldığı İstanbul’da büyüdü ve daha sonra Osmanlı ordusuna hizmet etti.

Ali Paşa Camii, Saraybosna

Daha sonraları memleketine gelen Ali Paşa 1560-1561 yılları arasında inşa ettirdiği ve adını verdiği camii ile klasik Osmanlı tarzında inşa edilmiş güzel bir eseri doğduğu topraklara hediye etti. Caminin avlusu, Ali Paşa’nın mezarının yanı sıra Mecni Dede ve Şemsi Dede’nin mezarlarını da içeriyor.

Saraybosna’da ilk günümü buraları gezerek bitiriyorum. Saraybosna’yı bu sıraya göre gezebilirsiniz arkadaşlar. Başçarşı’dan başlayan görülecek yerler sırasıyla birbirini takip edecek şekilde yazılı. Nitekim ben de Saraybosna’yı bu şekilde gezdim.

Ne zaman bir şehri gezmeye başlasam o heyecanla öğle yemeği falan aklımdan hep çıkıyor. Akşam saat 18:00 civarı. Tekrardan Başçarşı’ya göndüm. Burada yemek yiyebileceğiniz, demleme usulü Türk çayı içebileceğiniz mekanlar bulunuyor. Zaten Saraybosna’da kendinizi Türkiye’de hissedeceksiniz. Her yer Türk usulü yeme-içme mekanları, kafeler ve hediyeli eşya dükkanları. Cevapcici veya ekmek arası döner yiyebilirsiniz. Bütçeniz biraz fazla ise Başçarşı Camii yan sokağından girdiğinizde güzel kaliteli restoranlar bulunuyor. Buralarda biraz yüksek fiyatlı ancak kaliteli ve lezzetli yemekler de yiyebilirsiniz.

Kaldığım otel Başçarşı’ya 5 dakika yürüme mesafesinde. Dün çantamı bıraktığım Hacı amcanın mekanına gittim. Burada kendime bir cevapcici söyledim yanına da bol köpüklü bir ayran. 5 KM ödedim. Hava yağmurlu! İnsanlar şemsiye altlarına koşturmaya başlıyor. Sebil etrafında güvercinlerden başka kimse yok. Neyse ki içerideyim ve yemeğimi yiyorum. Bir yandan da Sebil etrafını seyre doyuyorum.

Yemeğimi bitirmiş ve yağmur da dinmişti. Otele geçip biraz dinleniyor ardından güzel bir duş alıp akşam 22:00’a kadar dinleniyordum. Uyandıktan sonra otelin lobisine çıkıp Yaşar Bey ile sohbet ediyor, çaylarımızı yudumluyorduk.

Saat hayli geç olmuştu artık. Uyku vakti! Yaşar Bey de evinin yolunu tuttuktan sonra ben de odama geçiyordum. Yarın Latin Köprüsü’nün diğer tarafını gezeceğim…

Daha Fazla Okuyun: Balkanlar Gezi Hazırlığı (Balkanlar Rotası, Bütçe ve Konaklama)


Saraybosna’da 3. günüme uyanıyorum. Önce güzel bir kahvaltı ediyor sonra tekrardan kendimi dışarıya Saraybosna sokaklarına atıyordum.

İlk işim Saraybosna Müzesine gitmek oluyor…

Saraybosna Müzesi

Saraybosna Müzesi, 1878-1918 yılları arasında Avusturya-Macaristan yönetimi sırasında gelişen Saraybosna’yı göstermektedir. Müze içerisinde sekiz ayrı sergi alanı mevcut. İlgili döneme ait pek çok eser, bilgi ve belgeyi müze içerisinde görebilirsiniz.

Latin Köprüsü

Şehrin ikonik yapılarından biri olan Latin Köprüsü tarihi bir Osmanlı eseridir. 1541 yılında inşa edilmiş ancak sel felaketinden sonra zarar gören köprü 1791 yılında tekrardan restore edilmiştir. Köprünün unutulmaz bir yaşanmış hikayesi vardır.

Latin Köprüsü, Saraybosna

I. Dünya Savaşı’nın fitili burada ateşlendi. Avusturya Dükü Franz Ferdinand eşiyle birlikte Saraybosna’yı ziyarete geliyor. 28 Haziran 1914 yılında Ferdinand eşi ile birlikte şehri gezerken Latin Köprüsü’ne geliyor ve bir Sırp milliyetçisi tarafından tam da burada eşiyle birlikte öldürülüyor.

At Meydanı

Miljacka Nehri’nin sok kıyısında yer alan At Meydanı Parkı, eski Saraybosna’nın kalbinde yer almakta olup, yaklaşık 2.500 m2’lik bir alana sahip.

At Meydanı, Saraybosna

15. yüzyılda burası bir at pisti ve atların ticaretinin yapıldığı yerdi. Adını da bundan dolayı almakta.

Hünkar Camii

Saraybosna’nın en eski camisi olan Hünkar Camii’nin bir diğer adı da İmparator Camii. Saraybosna’nın kurucusu İsa Bey İshakoviç’in Fatih Sultan Mehmed’in onuruna 1462 yılında inşa ettirildiği biliniyor. Bu caminin tarihteki önemli bir özelliği de Osmanlı Devleti’nin Bosna Hersek’i fethinden sonra Saraybosna’da yapılan ilk cami olması. Hatta Osmanlı bayrağını da minberde bugün görebilmek mümkün.

İnat Evi

At Meydanı’nı gezdikten sonra yaklaşık 200 metre yürüdüğünüzde İnat Evi’ni göreceksiniz. Buranın ilginç bir hikayesi var. 20. yüzyılın başları ve Avustralyalılar Miljacka Nehri kıyısındaki evleri yıkıyor. Bu yıkımlarla da bölge sakinlerine sözde güç gösterisi yapıyorlar.

İnat Evi, Saraybosna

Tüm evleri yıkmış ve İnat Evi’ne gelmişler. Sahibi direnmiş. Önce bir şart koşmuş. Evi nehrin karşı kıyısına taşırsanız buna izin verebilirim. Ancak Avustralyalılar buna pek sıcak bakmayınca evin sahibi olan Benderija pek bir dişli çıkmış ve inat ederek evi yıktırmamış. Araya hatır ve söz sahibi kişiler girse de ev yıkılmamış. Benderija gösterdiği bu inat ile evin adı da İnat Evi olarak anılmaya başlanmış.

Milli Kütüphane

Avusturya-Macaristan İmparatorluğu döneminde belediye binası olarak inşa edilen yapı her ne kadar Macar mimari stilini temsil etse de Bosna Hersek mimarisinden de izler görebilmek mümkün. 1896 yılında bina hizmete açılmış ancak İkinci Dünya Savaşı sonunda ulusal kütüphaneye dönüştürülmüş.

Milli Kütüphane, Saraybosna

1992-1995 savaşında bina yakılmış ve zarar görmüş. Restorasyonu halen devam eden kütüphane nehir kıyısında özellikle dış mimarisi ile fotoğraf severler için mutlaka görülen yerlerden biridir.

Aliya İzzetbegoviç Mezarı

Şehrin en ünlü mezarlık alanı. Bosnalı bilge lider Aliya İzzetbegoviç ve askerlerinin ebedi istirâhâtgâhı. Mezarlığı ziyaret ettiğinizde taşların üzerinde bakın hepsi 1993 yılı yazılı. Mezarlığa girdiğinizde Aliya İzzetbegoviç’in mezarını hemen fark edeceksiniz. Kubbeli bir mezar yerine sahip.

Aliya İzzetbegoviç Mezarı, Saraybosna

Mezarlığı ziyaret etmiş ve kaleye doğru giderken yolda Türk bir kadın arkadaş ile rastlaştım. Adı Derya. İzmir’den gelmiş. Kendisi fizyoterapist ve 3 aylık bir staj için Zagreb’e gidecek olduğunu öğreniyorum. Zagreb seyahati öncesi Saraybosna’ya inmiş ve burada 2 gün kalıp otobüsle geçecekmiş.

Saraybosna'da Arkadaş

Aynı yöne gidince başladık birlikte gezmeye. Osmanlı Kalesi’ne çıkarken dar labirent gibi arka sokakları keşfedebilir, günlük yaşamı yerinde gözlemleyebilirsiniz. Derya ile kaleye çıkarken her bir sokağa giriyor, fotoğraflar çekiyor ve gözlemler yapıyordum.

Kısa ama yorucu bir tırmanıştan sonra zirveye geliyorduk.

Osmanlı Kalesi (Sarı kale, Zuta Tabija)

Saraybosna’yı kuş bakışı görmek, güneşin batışını seyre doymak ve şehrin gürültüsünden izole olmak için buraya gelebilirsiniz.1550 yılında kale inşa edilmiş. Bosna Savaşı sırasında zarar görmüş. TİKA sayesinde yenileme çalışmaları yapılmış ve bugünkü görünümüne kavuşmuş.

Saraybosna Manzarası

Saraybosna’da kalıyorsanız mutlaka bir akşamüstü buraya gelin. Ramazan ayı boyunca kaleden top atışları yapılıyor. Ardından havai fişekler atılıyor. Ayrıca genç sevgililer, sırt çantalı turistler ve yerlilerin takıldığı bir yer. Kalede bir de manzaraya karşı bir şeyler içebileceğiniz bir açık hava kafeteryası bulunuyor.

Umut Tüneli

Duvarlarının ağzı olsa da konuşsa! Saraybosna’da savaş döneminde pek çok bedellerin ödendiği sıralar birçok Bosnalı Müslümanlara umut ışığı olmuş bir yer. Bosnalı bilge lider İzzetbegoviç ve kurmaylarının kararı ile inşasına başlanılan tünel 1993 yılında savaş sıralarında inşa edildi. Savaş esnasında yaşanan gıda, ilaç ve askeri mühimmat sıkıntısını gidermek hatta direniş esnasında yaralanan ve hastalanan insanların sevk ve idaresini sağlamak için Umut Tüneli pek çokların umudu olmuştur. Direnişin sembolüdür…

Umut Tüneline Nasıl Gidilir?

Saraybosna Başçarşı’dan Umut Tüneli’ne gitmek için 3 numaralı Tramvaya binin ve son durakta inin. Tramvay kişi başı ücreti 1.80 KM. Biletleri büfelerden temin edebilirsiniz.

Saraybosna Tramvay Ulaşımı

Son durakta indikten sonra taksileri göreceksiniz. Genellikle Umut Tüneli’ne gitmek için yaklaşık 8 KM alıyorlar.

Geri dönüşü de yine aynı şekilde Umut Tüneli yakınlarında bulunan taksicilerden biri ile tramvayın son durağına geri gelebilir ve buradan yine tramvaya binerek Başçarşı’da inebilirsiniz.


Saraybosna, tarihi olaylardan fazlasıyla nasibini almış, pek çok olaylara tanıklık etmiş eski bir şehir. Avrupa’nın Kudüs’ü deniliyor… Bence de öyle… Saraybosna, Yugoslavya’nın bir parçası olarak komünist rejimin yıllarını ve 1990’lı yıllarda kanlı iç savaşın patlak verdiği yıllara tanıklık etti. Bugün ise bir çeşitlilik, bir kozmopolit yaşam hakim. Hristiyanlar, Müslümanlar ve Yahudiler barış içerisinde yaşıyorlar.

Saraybosna’da yapılacak çok şey var. Osmanlı’dan izler, geleneksel yaşam, çarşı-pazarlarının mistik havası, lezzetli yemekleri ve gülümser insanları artık o eski, acı dolu günleri geride bırakmışa benziyor. Benziyor ki bugün Saraybosna bu güzelliklere ev sahipliği yapabiliyor.

***

Üçüncü günümün sonunda Saraybosna gezimi bitiyor ve yarın için Mostar’a gitmek için hazırlıklarımı yapıyordum…

Saraybosna Gezisi

Bir sonraki makale Saraybosna Gezi Rehberi olacak. Saraybosna geziniz öncesi ihtiyacınız olacak pek çok bilgiyi bu rehber yazıda bulabileceksiniz.

Düşüncelerinizi yazın, merak ettiklerinizi sorun...

Yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı buraya giriniz.